hadise deli oğlan



SÜRTÜNME KUVVETİ



Görüldüğü gibi cisimlerin hareketleri, temas ettikleri yüzeylere göre farklılıklar gösterir.Cisimler;• Pürüzsüz yüzeylerde daha kolay,• Pürüzlü yüzeylerde ise daha zor hareket eder.• Bu durum, sürtünen yüzeylerin farklılığından kaynaklanır.Cisimler nerede hareket ederse etsin, hareketlerini engelleyen, zorlaştıran bir kuvvet vardır. Oyun oynarken kaçan top, bir süre hareket ettikten sonra başlangıçta yavaşlar; sonra da durur. Topun hareketini yavaşlatan ve durduran kuvvet ne olabilir?


Sürtünen cisimler arasında ortaya çıkan ve cismin hareketini zorlaştıran kuvvete sürtünme kuvveti denir. Sürtünme kuvveti cisimlerin hareketine karşı koyan bir kuvvettir ve hareketi zorlaştırır. Yukarıdaki örneklerde kutunun hareketini zorlaştıran, bisikletin ve topun hareketini yavaşlatarak durduran kuvvet de sürtünme kuvvetidir. Cam, mermer, beton zemin gibi pürüzsüz yüzeylerde sürtünme oldukça azdır. Bu nedenle cisimler daha kolay hareket eder. Halı, kum, çakıl gibi pürüzlü yüzeylerde ise sürtünme fazladır. Bu durum cisimlerin hareketini zorlaştırır. Sürtünme yüzeylerinin farklılığı cisimlerin hareketini etkiler.Sürtünme temas eden yüzeyler arasında meydana gelir. Bu nedenle sürtünme temas gerektiren bir kuvvettir.Sürtünme kuvvetinin, yalnızca yüzeyin pürüzlü ya da pürüzsüz olmasıyla ilgili olduğunu mu düşünüyorsunuz? Aşağıdaki grafiği inceleyiniz.















HAVA DİRENCİ:Bir dosya kağıdını belli bir yükseklikten aşağıya doğru bırakalım. Bu kağıdın yere düşme süresini ölçelim. Bu kez dosya kağıdını buruşturup aynı yükseklikten tekrar bırakalım. Buruşuk kağıdın yere düşme süresinin öncekinden farklı olduğunu görürüz. Kağıdın kütlesi değişmediği halde yere düşme süresi, dolayısıyla hızı neden değişti?Hava cisimlerin hareket etmesini engelleyebilir. Rüzgarlı havalarda, varlıkların hareket etmesi zorlaşır; insanların giysileri sağa sola savrulur. Bunun nedeni, havanın cisimlerin hareketine karşı gösterdiği dirençtir. Verdiğimiz örnekte kağıdın farklı sürelerde yere düşmesinin sebebi de hava direnci (sürtünmesi) dir. Bu durumu açıklayan en güzel örneklerden biri paraşütle atlama sporudur.

Uçakların silindir şeklinde yapılmasının, kamyonların önüne rüzgarın etkisini azaltıcı levhaların konulmasının amacı, cisimlerin hareketine karşı havanın gösterdiği direnci azaltmaktır.

SU DİRENCİ:Suyun içine büyükçe bir taş atıldığında veya su birikintisine basıldığında, sular etrafa saçılır. Bu durum suyun, içerisinde hareket eden cisimlerin hareketlerine karşı gösterdiği dirençten kaynaklanır. Hava gibi su da içerisinde hareket eden cisimlerin hareketini zorlaştırır.İnsanların suya dalmasını, suyun içine atılan taşa benzetebiliriz. Biz suyun içine atladığımızda, su bizim hareketimizi engellediği için derinlere dalamayız. Bu amaçla;


Vapur, gemi, kayık gibi taşıtların ön kısımlarıyla su içinde kalan kısımlarının sivri yapılmasının amacı, suyun direncini azaltmaktır. Havanın ve suyun, cisimlerin hareketine karşı gösterdiği direnç, temas kuvvetidir.Havanın ve suyun, cisimlerin hareketlerine karşı gösterdiği direnç birbirinden farklıdır.



SÜRTÜNME GÜNLÜK YAŞANTIMIZI ETKİLER Mİ?Günlük yaşantımızda sürtünme kuvvetinin değişik etkileri vardır:• Bir yere tutunmadan yürüyebilmemizi ve hareket etmemizi sağlar.• Cisimlerin hareket etmeye başlaması için sürtünme gereklidir.• Sürtünme yüzeyler arasında ısınma yapar.• Yüzeylerin aşınmasına neden olur.• Bisikletin, otomobilin istenildiği anda durmasını sağlar.Sürtünme kuvvetinin bazı durumlarda az, bazı durumlarda çok olması gerekir.

TEMAS GEREKTİRMEYEN KUVVETLER

Kuvvet ÇeşitlidirÇevremizdeki varlıklar dönerek, zıplayarak, yuvarlanarak hareket eder. Cansız varlıkların hareket etmesi için kuvvet uygulamak gerekir. Cisimleri hareket ettirmek amacıyla uygulanan kuvvet, itme ya da çekme olabilir. Arabayı çeken atlar, çocuğun arabasını iten anne, vagonları çeken lokomotif, topa tekme vuran çocuklar, hareket ettirdikleri cisimlerle fiziksel temas halindedir. Duran cisimlere fiziksel temas halinde uygulanan kuvvet, cisimleri hareket ettirir.



Şekildeki sopa ile etki yaptığı beyaz top temas halindedir. İlk topun hareketi sonucunda oluşan çarpışma nedeniyle bu topun temas ettiği diğer toplar da hareket eder.Bu topların hareketini sağlayan, temas kuvvetleridir.










Cisimleri yalnızca temas kuvvetleri mi hareket ettirir?Bütün kuvvetlerin etkiledikleri cisimlere temas etmeleri gerekmez. Bazı kuvvetler cisimleri uzaktan etkiler.




Yün kazağa sürtülen plastik kalem, yerdeki küçük kağıt parçalarına yaklaştırılırsa, kağıtları çeker.

Mıknatıs toplu iğnelere yaklaştırılırsa, iğneler mıknatıs tarafından çekilir.









Ağacın dalından kopan meyve, yerçekimi kuvvetinin etkisiyle yere doğru düşer.Fiziksel temas olmadan cisimlere etki edebilen kuvvetlere temas gerektirmeyen kuvvetler denir.










Aşağıdaki tabloda yer alan örneklerde, harekete sebep olan kuvvetlerin niteliğini işaretleyiniz. 2 örnek de siz veriniz.


Kuvvetin Niteliği

Temas Gerektiren Kuvvet

Temas Gerektirmeyen Kuvvet
Elmanın yere düşmesine neden olan kuvvet


Mıknatısın anahtarı çekmesini sağlayan kuvvet


Kağıt parçalarını sürtünen balona doğru çeken kuvvet


Frene basıldığında bisikletin durmasını sağlayan kuvvet












MIKNATISLARMıknatıslar değişik şekil ve büyüklüklerde olabilir. Buzdolabına değişik süsler yapıştırmak, dolapların kapaklarının kapalı kalmasını sağlamak amacıyla küçük mıknatıslar kullanılır.
Mıknatısın en eski kullanım alanlarından biri de pusuladır. Pusulanın ibresi mıknatıslı bir parçadır. Pusulayı hangi yöne çevirirseniz çevirin, ibre kuzey-güney doğrultusunu bulana kadar hareket eder. Koyu renkli ucu kuzeyi, açık renkli ucu ise güneyi gösterir.





Bir maddenin mıknatıs olup olmadığını anlamak için pusula kullanılır. • Mıknatıs olduğunu düşündüğünüz madde pusulaya yaklaştırılır. • Pusulanın ibresini hareket ettirirse madde mıknatıstır. • Pusulanın ibresini hareket ettirmezse madde mıknatıs değildir. At nalı, halka, çubuk, yuvarlak ve kare olmak üzere çeşitli şekil ve büyüklükte mıknatıs vardır. İki mıknatıs birbirine yaklaştırılırsa bazen birbirini iter, bazen de çeker. Bu mıknatısların birbirine uyguladıkları kuvvetten kaynaklanır. Çubuk mıknatısa ip bağlayıp havada asılı tutarsanız bir süre döndükten sonra kuzey-güney doğrultusunu gösterir. Bu durum mıknatısın iki ucu olduğunu kanıtlar. Mıknatısların uçlarına kutup adı verilir.



Kuzeyi gösteren ucuna kuzey kutbu denir. Kısaca “N” ile gösterilir. Güneyi gösteren ucuna güney kutbu denir. Kısaca “S” ile gösterilir.









Eğer bir mıknatıs parçalanırsa, çok sayıda küçük mıknatıs elde edilir. Elde edilen her mıknatısın parçalanmadan önce olduğu gibi iki kutbu vardır.
















Benzer kutuplar birbirine yaklaştırıldığında, birbirini iter.

Zıt kutuplar birbirine yaklaştırıldığında, birbirini çeker.






Mıknatıs Bazı Maddeleri EtkilerArkalarında mıknatıs bulunan küçük süsler, buzdolabının kapağına kolayca yapışırken, ahşap dolabın kapağına yapışmaz. Bu durum mıknatısın maddeleri etkileyip etkilememesinden kaynaklanır. Mıknatıs etkilediği maddeleri çeker, etkileyemediği maddeleri çekmez. Toplu iğne, çivi, demir, nikel, kobalt, çelik gibi maddeler mıknatısa yaklaştıklarında, aralarında bir çekim olur ve bu maddeler mıknatıs tarafından çekilirler. Mıknatısın maddelere uyguladığı kuvvet, temas gerektirmeyen kuvvettir. Tebeşir, silgi, tahta, cam, plastik gibi maddeler mıknatıs tarafından çelikmezler.Mıknatısın kullanıldığı yerler:Mıknatıslar her şekil ve boyutta olabilir. Günümüzde mıknatısların çok değişik kullanım alanları vardır. • Buzdolabının kapağının kapanmasını mıknatıs sağlar.• Radyo, televizyon, bilgisayar gibi elektronik cihazların yapımında mıknatıs kullanılır. • Cep telefonu, elektrik motorları, kapı zilleri mıknatısla çalışır.• Ağır cisimlerin kaldırılmasında güçlü mıknatıslar kullanılır.• Çöplerin içindeki bazı metal maddeler, mıknatıs kullanılarak ayrılır.Görüldüğü gibi mıknatıs aslında hayatımızı kolaylaştıran bir madde. Yere saçılan bin tane toplu iğneyi en ufak hasarla toplamanın tek yolu mıknatıs değilse nedir?Mıknatısların bazen zararı da olabilir.Mıknatıslar; bazı elektronik donanımlı araçları etkiler, onların bozulmasına neden olur. Bu nedenle bankamatik ve telefon kartları, bilgisayar disketi gibi araçları mıknatısa yaklaştırmamak gerekir.DENEY: MIKNATISIN DA BİR ÇEŞİT PUSULA OLDUĞUNUN İNCELENMESİDeneyin Amacı: Mıknatıs kutuplarını belirlemek.Hazırlık Soruları:1-Mıknatısı pusula olarak kullanabilir miyiz?2-Mıknatısın kutupları ile yerin kutupları aynı mıdır?Kullanılan Araç Ve Gereçler:Pusula, mıknatıs, üç ayak, statif çubuk – 2 adet (biri uzun, biri kısa), bağlama parçasıDeney Düzeneği:

Deneyin Yapılışı:1-Mıknatısı şekildeki gibi Statif çubuğa tutturunuz. Mıknatısı ip etrafında dönmesini sağlayıp bırakınız. Bir müddet sonra mıknatısın bir ucunun kuzeyi, diğer ucunun da güneyi gösterdiğini gözleyiniz.2-Bu defa mıknatısın altına bir pusula yerleştiriniz. Pusula ibresi ile mıknatıs yönlerinin birbirine zıt olduğunu gözleyiniz.Deneyin Sonucu:Ağırlık merkezinden asılmış serbest bir mıknatısın bir ucu daima kuzeyi diğer ucu da daima güneyi gösterir. Pusula ile mıknatısın kutupları birbirine zıt yönlüdür.Teorik Bilgi: Yönlerimizi bulmaya yarayan pusula esasen bir mıknatıstır. Pusula ibresinin boyalı ucu kuzeyi, diğer uç ise güneyi gösterir. Mıknatısı bir ipe bağlayıp serbest konumda bıraktığımız zaman mıknatısın bir ucu kuzeyi diğer ucu da güneyi gösterir. Eğer mıknatıs altına pusula konulursa; pusula ile mıknatısın kutupları birbirine zıt yönlü olur.

MADDENİN DEĞİŞİMİ VE TANINMASI

Yağmur niçin yağar ?Sıcak havalarda yağmur yağarken soğuk havalarda kar yağmasının nedeni nedir ?Yağan yağmur ve kar sularına ne oluyor ki yerler kuruyor ?Yağan yağmur suları ve eriyen kar sularının bir kısmı toprak tarafından emilir, bir kısmı akarsulara karışır, bir kısmı da çukur yerlerde su birikintisi oluşturur. Güneş çıktığında toprak kurur, su birikintileri giderek küçülüp kaybolur.Yeryüzündeki sular küçük damlacıklar halinde havaya karışır. Bu damlacıklara su buharı diyoruz. Suyun küçük damlacıklar halinde havaya karışmasına buharlaşma diyoruz.Havadaki su buharını, soğuduğu zaman su damlacıkları hâlinde görebiliriz.Su buharının su damlacıkları hâlinde görülmesine yoğunlaşma denir.YAĞIŞLAR NASIL OLUŞUR ?Yeryüzündeki sular ,Güneş’in etkisiyle buharlaşır ve yükselir. Yükseklerde bulunan soğuk hava Su buharını çok küçük su damlacıklarına ya da buz kristallerine dönüştürerek bulutlar oluşur. Küçük ve yere düşmeyecek kadar hafif olan su damlacıkları havanın etkisiyle gökyüzünde dolaşır. Su damlacıkları birleşerek büyüyüp ağırlaştığında yağmur olarak yere iner.




Yüksek bulutlardaki su damlacıkları, soğuk havanın etkisiyle minik buz taneciklerine dönüşür. Bunlar, birleşerek yeterli büyüklüğe ulaştığında kar taneleri şeklinde yeryüzüne düşer.

Yağmur damlaları fırtına nedeniyle donar. Yere doğru inerken hava akımları bunları bir aşağı bir yukarı sürükleyerek daha büyük buz parçaları hâline getirir. Ağırlaşan buz parçaları yere düşer. Buna dolu denir.Havadaki su damlacıkları yeryüzüne yakın yerde soğuduğu zaman sis oluşur.Havadaki su buharı, taş toprak ve yaprak gibi soğuk katı maddeler üzerinde gece yoğunlaşarak su damlacıklarına dönüşür. Bu damlacıklara çiy denir. Daha çok ilkbahar ve yaz mevsimlerinde sabah erken saatlerde görülür.

Havadaki su buharı, çok soğuk ilkbahar ve sonbahar gecelerinde donarak katılaşır. Toprak ve bitkiler üzerinde kar katmanı oluşur. Buna kırağı denir.
DOĞADA SUYUN DOLANIMI
Yeryüzündeki sularda, güneş enerjisinin etkisiyle sürekli buharlaşma olur. Atmosfere yükselen su buharı, atmosferin soğuk tabakalarında yoğunlaşarak yağmur, dolu, kar şeklinde tekrar yeryüzüne döner. Bu olaya suyun doğal dolanımı denir.Yeryüzündeki suların buharlaşması ile yoğunlaşması arasında bir denge vardır.Tabiatta suyun dolaşımı ve sürekliliği, güneş enerjisi ile sağlanır. Çünkü buharlaşma ve yoğunlaşmanın gerçekleşmesi için ısınma – soğuma gerekir.Bulutlar nasıl oluşur ?Buharlaşma ile yoğunlaşmanın oluşmasını sağlayan temel şart nedir ?Havadaki su buharının yoğunlaşması sonucunda gerçekleşen yağış türleri nelerdir ?Doğadaki su dolanımını resim üzerinde açıklayınız.Enerji Kaynağı Güneş
Güneş ışınları aniden yok olursa Dünya’ya neler olur ?Güneş, merkezinde meydana gelen patlamalar sonucunda büyük miktarlarda enerji üretir. Ürettiği enerjinin büyük bir kısmı uzayda kaybolur. Bu enerjinin çok az bir bölümü ısı ve ışık olarak Dünya’ya gelir. Güneş Dünya’mızdaki hayatın devamını sağlar. Işığı,bitkilerin besin ve oksijen oluşturmasını sağlar. Isısı atmosferi ısıtır, buharlaşma ve yoğunlaşmayı sağlar. Yeryüzündeki bir çok enerjinin kaynağıdır. Güneş ışınları, yeryüzündeki suları ısıtır ve buharlaştırır. Su buharları yoğunlaşarak yağmur, kar,dolu olarak tekrar yeryüzüne iner. Akarsuları oluşturur. Güneş enerjisini elektrik enerjisine çeviren piller yapılmıştır. Bu piller, hesap makinesi ve saat gibi araçlarda kullanılır. Bitkiler enerjisini üretmek için güneş enerjisinden yararlanır.Güneş enerjisi, güneş panelleri yardımıyla toplanarak ısıya dönüştürülür ve bu yolla sıcak su sağlanıp konutlar ısıtılır ve sıcak su ihtiyaçları karşılanır. Yakıt olarak kullanılan odun, kömür ve petrolden elde edilen ısı enerjisinin kaynağı da Güneş’tir.Isınan hava genleşir ve yükselir. Sıcak ve soğuk havanın yer değiştirmesiyle rüzgâr oluşur. Rüzgâr gücü ile elektrik üretilir. Bunu sağlayan güneş enerjisidir.Güneş enerjisi, ışınlar hâlinde yayılır. Katı, sıvı ve gaz maddelerin üzerine düşerek ısınmalarını sağlar. Kış mevsiminde güneş ışınları Dünya’ya yeterince dikgelmez. Kışın havaların ve suların soğuk olmasının nedeni budur. Sıcaklığı farklı olan maddeler birbirine temas ederse, sıcaklığı yüksek olan maddeden düşük olan maddeye doğru ısı akar. Isı alışverişi, her iki maddenin sıcaklığı eşit olduğunda sona erer.YAKITLARBulunduğumuz ortamı ısıtmak için hangi araçları kullanırız ?Isıtmada kullandığımız araçlardan nasıl ısı elde ederiz ?Bulunduğumuz ortamların ısınmasını sağlamak için soba, kalorifer gibi araçlar kullanırız. Bu araçlar yakıtların yanmasıyla ısı verir. Yakıtların yanması için oksijene ihtiyaç vardır. Oksijen olmadan yakıtlar yanmaz. Bazı yakıtlar doğada olduğu şekliyle bazıları da işlendikten sonra kullanılır. Linyit doğal olarak, petrol ise işlendikten sonra yakıt olarak kullanılır. Yakıtlardan sağlanan enerji; ısıtma,aydınlatma bazen de nesneleri hareket ettirme amacıyla kullanılır.FOSİL YAKITLARFosil yakıtlar, çürüyen tarih öncesi bitki ve hayvanlardan milyonlarca yılda oluşmuş, kömür, petrol ve doğalgaz gibi yakıtlardır. Fosil yakıtlar yenilenebilir kaynaklar değillerdir.Isı enerjisi elde etmek için kullandığımız yakıtların büyük bir kısmı fosil yakıtlardır. Fosil yakıtlar ; birikmiş güneş enerjisinin depo edilmiş şeklidir. Bitki ve hayvanların kalıntılarıyla oluşur. Oluşumları milyonlarca yıl sürer. Genellikle kaya katmanlarının altında sıkışmış ve gömülmüş olarak bulunur. Kömür, bataklıklardaki bitkiler ve bitkisel atıklardan oluşur. Kömürlerin oluşması milyonlarca yıl sürebilir.Petrol, hayvan ve bitki atıklarından oluşmuştur. Karaların hemen altında ya da deniz altındaki yataklarda bulunur.Doğal gaz da petrol gibi karaların altındaki boşluklarda ya da deniz altında bulunur.
Yakıt olarak kullanılan odun, bitkilerden elde edilir. Bitkiler büyümeyi, gelişmeyi ve besin yapmayı güneş enerjisi ile gerçekleştirir. Bu enerjiyi depo eder. Odun yakıldığında bu enerji, ısı enerjisine dönüşür.Fosil yakıtlar nasıl oluşmuştur ?Fosil yakıtlar hangi amaçla kullanılır ?Fosil yakıtlar nasıl çıkarılır ve taşınır ?Fosil yakıtlar tükenir mi ? Fosil yakıtlar nasıl kullanılmalıdır ?YAKIT ÇEŞİTLERİ
Katı Yakıtlar : Odun, kömür.Sıvı Yakıtlar : Benzin, mazot, gaz yağı ve fuel-oil.Gaz Yakıtlar : Ham petrolden üretilen sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) , doğal gazIsı Cisimleri Hareket Ettirir

Yakıtların oksijenle birleşerek yanması sonucunda oluşan ısı enerjisi harekete dönüşebilir. Yediğimiz besinler enerji verir. Besinlerden sağladığımız bu enerji ısı enerjisidir.Otomobiller; yakıtın motorda yanması sonucu oluşan ısı enerjisi ile hareket eder.ISI : Isı bir enerjidir. Diğer enerjilere dönüşebilir. Isı birimi joule (jul) olup kısaca ( j ) ile gösterilir.SICAKLIK : Sıcaklık bir enerji türü değildir. Birimi celsius (selsiyus)’tur. C ile gösterilir ve termometre ile ölçülür.Günlük hayatta ısı enerjisi birimi olarak kalori de kullanılır. Kısaca ( cal ) ile gösterilir.ISINMA – SOĞUMAIsının maddeler üzerindeki en belirgin etkisi ısınma ve soğumadır. Isınan maddelerin sıcaklığı artar, soğuyan maddelerin sıcaklığı azalır.Yazın elektrik ve telefon telleri sarkar, kışın ise gerginleşir. Bunun nedeni tellerin ısınması ve soğumasıdır.Maddeler ısıtıldıkça genleşir, hacmi büyür. Bu duruma genleşme denir. Katılar, ısıtıldıklarında az genleşir.Sıvılar, ısıtıldıklarında katılardan fazla genleşir.Gazlar, ısıtıldıklarında katılardan ve sıvılardan daha fazla genleşir. ısınma ---------->BÜZÜLME GENLEŞME < ---------- soğumaMaddeler soğutulduğunda hacmi küçülür.Maddelerin hacimce küçülmesine büzülme denir.Katılar, sıvılara göre daha az büzülür. Gazlar ise hem katılardan hem de sıvılardan daha fazla büzülür.Genleşme ve büzülme birbirinin tersidir.Her maddenin genleşme oranı farklıdır.Bazı maddeler az, bazı maddeler çok genleşir.Çok genleşen madde çok büzülür, az genleşen madde az büzülür.Genleşme ve Büzülmenin Olumsuz EtkileriKatı cisimler ısıtılır ve aniden soğutulursa çatlayıp kırılabilir.Metal ve metalden yapılmış cisimler, ısı aldıklarında genleşir. Böyle cisimler, genleşmek için uygun yer bulamazsa eğilip bükülür, kırılır.Genleşme oranı dikkate alınmadan çekilmiş elektrik ve telefon tellerinden kışın kopmalar,yazın sarkmalar görülür.Demir yolu rayları, ısının etkisi düşünülmeden döşenirse eğilip bükülür ve kazalara neden olur.Genleşme ve Büzülmenin Olumlu EtkileriSıcaklığı ölçmek için kullandığımız termometreler, sıvıların genleşmesinden yararlanılarak yapılmıştır.Genleşme oranı farklı iki metalin kullanıldığı metal çiftlerinden yararlanarak termostat yapılır. Termostat, buzdolabının istenilen sıcaklıkta kalmasını sağlar.Elektrikli fırınlarda, ütülerde sıcaklığı; kalorifer kazanlarında suyun sıcaklığını istenilen düzeyde tutmak için de termostat kullanılır.Kapağı sıkışmış şişe ve kavanozlar, maddelerin genleşmesinden yararlanılarak kolayca açılabilir.Sıvılar, ısıtıldığında ya da bulundukları ortamdan ısı aldığında buharlaşarak gaz hâline geçer. Sıvı, buharlaşırken ortamdan ısı alır. Bulunduğu ortamı soğutur. Bu olaya buharlaşma denir.Gaz hâlindeki su buharı soğutulduğunda, sıvı hâle gelmesine yoğunlaşma denir. Gaz yoğunlaşırken ısı verir. Ortamı ısıtır. Buharlaşma ile yoğunlaşma birbirinin tersidir. Yıkanıp dışarıya asılan çamaşırlar, yaz mevsiminde daha çabuk kurur. Kış mevsiminde ise daha yavaş kurur.Yaz mevsiminde yağmurların oluşturduğu su birikintileri kısa sürede buharlaşarak kurur, diğer mevsimlerde ise bu süreç daha uzundur.Bu durumlar bize, sıcaklıkla buharlaşma arasında ilişki olduğunu gösterir.K A Y N A M AAldığı ısı nedeniyle, sıvı maddelerin yüzeyinde yavaş yavaş buharlaşma başlar. Isınmakta olan sıvının sıcaklığı yükselirken buharlaşma devam eder. Sıvı belirli bir sıcaklığa ulaşınca yüzeye doğru kabarcıklar oluşur. Sıvının her tarafından buharlaşma başlar. Sıcaklık sabit kalır. Sıvının sıcaklığının sabit kalarak buharlaşmanın hızlı bir şekilde devam etmesine kaynama denir.

KAYNAMA
BUHARLAŞMA
Belli bir sıcaklıkta olur.
Sıvının her tarafında ve hızlı olur.
Ortamdan ısı alarak gerçekleşir.
Her sıcaklıkta olur.
Sıvının yüzeyinde ve yavaş olur.
Ortamdan ısı alarak gerçekleşir.
Sıvı hâldeki saf maddeleri ısıttığımızda sıcaklık yükselir. Sıcaklık, belli bir noktaya geldiğinde ısı verilmesine rağmen değişmez. Isı almaya devam eder. Sıvı kaynamaya başlar ve sıcaklığı sabit kalır. Bu sıcaklığa kaynama noktası denir.Her saf maddenin kaynama sıcaklığı farklıdır.Ortam ve koşullar değişmedikçe bir saf maddenin kaynama sıcaklığı her zaman aynıdır.Saf maddeler kaynama sıcaklığına göre ayırt edilebilir.Bilim adamları, kaynama sıcaklığını test ederek bir maddenin saf olup olmadığını ve türünü belirlerler. ERİME VE DONMAİlkbahar ve yaz mevsimlerinde bazen dolu, kış mevsiminde kar yağar. Soğuk havalarda ise yeryüzündeki su birikintileri buz hâline gelir. Kar, dolu ve buz, suyun katı hâlidir.Dolu, kar ve buz ısının etkisiyle eriyerek tekrar su hâline gelir.Suyun buz hâline gelerek katılaşmasına donma, buzun su hâline gelmesine erime denir. Katı bir madde erirken bulunduğu ortamdan ısı alır.Sıvı bir madde donarken bulunduğu ortama ısı verir.Saf maddelerin erime ve donma sıcaklığı aynıdır. Saf bir madde hangi sıcaklıkta eriyorsa o sıcaklıkta donar.YOĞUNLUK (BİRİM HACİM KÜTLE)

Maddelerin suda yüzmelerinin ya da batmalarının nedeni ağır ya da hafif olmalarından değildir. Ağır olan koca bir tomruk, su üzerinde yüzerken hafif olan küçük bir taş hemen batar. Bunun nedeni maddenin boyutlarına göre ağır ya da hafif olmasıdır.
Suda yüzme – batmanın tek başına kütle ya da hacimle ilgisi yoktur. Her ikisi ile birden ilişkisi vardır.Cismin kütlesi büyük, hacmi küçük olursa batar.Bir cismin suda batması için daha ağır olması önemli değildir. Maddenin yoğun olması önemlidir.Suda batan madde, yüzen maddeden daha yoğundur.Her maddenin yoğunluğu, 1 ml hacmindeki kütlesi tartılarak bulunur.Maddenin 1 ml hacmindeki kütle miktarı yoğunluk ya da birim hacim kütle diye tanımlanır.
Her maddenin birim hacim kütlesi farklıdır. Aşağıdaki tabloda bazı maddelerin birim hacim kütlesi verilmiştir.Bunu hep birlikte inceleyelim.

Madde
Birim hacim kütle (g/ml)
Su
1
Hava
0,0013
Zeytinyağı
0,9
İspirto
0,8
Buz
0,9
Alüminyum
2,7
Bakır
8,9
Benzin
0,7
Demir
7,8
Gümüş
10,5
Altın
19,3
Genellikle maddelerin, sıcaklıkları arttıkça hacimleri genişler. Maddelerin katı hâlleri sıvı hâllerinden daha yoğundur.Su donarken yoğunluğu azalır, buz su üstünde yüzer.
YOĞUNLUK NİÇİN ÖNEMLİDİR ?Tek katlı binalar yoğunluğu az olan ahşap, tuğla, kerpiç gibi malzemeler kullanılarak yapılabilir.Çok katlı binaların yapımında kullanılan malzemelerde ise dayanıklılık, fazla yük taşıma gibi özellikler aranır. Bu nedenle çok katlı binaların yapımında demir, çelik gibi yoğunluğu fazla olan malzemeler kullanılır.Uçakların kolayca uçabilmesi için uçak yapımında demir yerine alüminyum kullanılır. Çünkü yoğunluğu demirden az olan alüminyum, ayrıca demire göre daha hafif ve daha dayanıklı bir maddedir.

vücüdumuzu tanıyalım

Vücudumuz Bilmecesini Çözelim

İSKELETİN GÖREVLERİ
1. Vücudumuza genel şeklini verir.2. Hareket etmemizi sağlar.3. Vücudumuza desteklik sağlar.4. İç organlarımızı korur.5. Vücudumuzun dik durmasını sağlar.
İSKELETİN KISIMLARI1. Kafatası2. Göğüs kafesi3. Omurga4. Kollar ve bacaklarKafatası : Yassı kemiktir. Beynimizi korur.Göğüs kafesi : Kaburga kemikleri ile göğüs kemikleri göğüs kafesini oluşturur. Akciğerleri ve kalbi korur. Nefes alıp vermemize yardımcı olur.Omurga : Omurga, omur denilen 33 kısa kemiğin birbirleri üzerinde dizilmesiyle oluşmuştur. Vücudumuzun üst kısmının ağırlığını taşır.Kollar ve bacaklar: Çoğunlukla uzun kemiklerden oluşmuştur.
KEMİK ÇEŞİTLERİ
1. Uzun kemikler2. kısa kemikler3. yassı kemiklerUzun kemikler : Kol ve bacaklarda bulunur.Kısa kemikler : el ve ayak kemiklerinde, omurgada bulunur.Yassı kemikler : Kafatası ve göğüs kafesinde bulunur.
EKLEMLERHareketimizi kolaylaştıran, kemiklerin bağlantı noktalarıdır.







Sağ ve solda bulunan kemikleri ortada bulunan insan suretinde doğru yerlere yerleştiriniz. Kemikleri doru yere yerleştirmez iseniz kemik yerleşmeyecektir.

KASVücudumuzdaki kemikleri çekerek hareket etmemizi sağlayan, iskeletimizin üzerinde bulunan ve iskeleti tamamen saran yapıdır.Kasların yapısı : Birçok ipliksi yapının bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Bu ipliksi yapılar bir araya gelerek kas lifini, birçok kas lifi bir araya gelerek kas demetini, kas demetleri de kasları oluşturur.İpliksi yapılar *lifler * demet * kaslar Kaslar, kasılma durumunda kısalır ve kalınlaşır; gevşeme durumunda ise uzar ve incelir.(kaslar kasıldığında kısalır kalınlaşır.)Kasların görevleri: 1. İskelet ile birlikte vücuda şekil verir.2. Vücut ve organların hareketini düzenler.3. Soluk alıp vermeye yardımcı olur.KAS SAĞLIĞIMIZI KORUMA
1. Yazarken, okurken dik oturmalıyız.2. Yere eğilirken belimizi bükmek yerine, dizlerimizi kırmalıyız.3. Eşya taşırken ağırlığı belimize vermemeliyiz.4. Düzenli egzersiz yapmalıyız.5. Dengeli ve yeterli beslenmeliyiz.6. Ani hareketlerden kaçınmalıyız.7. Kasları çok yorucu ve zorlayıcı hareketler yapmamalıyız.
SOLUNUMSoluk alıp verme olayına solunum denir. Solunum ile oksijen alınır, karbondioksit verilir.

AKCİĞER NASIL SOLUK ALIR VE VERİR?
Malzemeler:Altı kesilmiş bir pet şişe(2 lt lik plastik kola şişesi) , pipet, tel delikli tıpa, iki balon




Animasyon: Dursun İşlerHer an dikkat ettiyseniz nefes alıp veriyoruz. Nefes almamızın sebebi hücrelerimizin ihtiyacı olan oksijenin kana geçmesini sağlamaktır. Nefes vermemizin sebebi ise hücrelerde ki yaşamsal olaylar sonucu açığa çıkan karbondioksitin vücuttan uzaklaştırılması içindir.Akciğer bir kalp gibi kaslarla oluşmamıştır.Nefes alma işinde Kaburgalar arasındaki kaslar ve diyafram kası görev alır.Bir basınç farkı oluşur ve nefes alınır veya verilir.
Peki yukarda ki deneyle ne öğreneceğiz?
Nefes alma ve verme işinde önemli bir rol oynayan diyafram kasının çalışmasını ve bu sayede nasıl nefes aldığımızı öğreneceğiz.Yukarda ki düzeneği kurup şekildeki gibi elimizle tuttuğumuz balonu aşağı doğru çektiğimizde akciğerin içindeki basınç azalır ve akciğere dışarıdan oksijence zengin hava girer. Dolayısıyla nefes almış oluruz. Balonu yukarı doğru ittiğimizde iç basınç artar ve akciğer içindeki , vücutta ki hücrelerden kan yolu ile taşımmış karbondioksitçe zengin hava dışarı çıkar. Böylece nefes almış ve vermiş oluruz.
Şu soruların cevabını bulup , sınıf arkadaşlarımıza soralım:
Solunum sistemi organları nelerdir?
Kan içinde çözünmüş karbondioksiti nasıl akciğerde havaya verebiliyoruz?
Sporcularda Solunum sistemindeki hangi kısımlar normal insanlara göre gelişmiştir?
Akciğere su girmesi nefes almayı nasıl etkiler?
Fatih Akyüz

SOLUNUM ORGANLARISoluk alıp vermeyi sağlayan organlara solunum organları denir. 1. Burun2. Yutak3. Gırtlak4. Soluk borusu5. AkciğerlerBurun: Solunum ve koku alma organıdır. Havadaki zararlı maddeleri tutar.Burnun içindeki sıvı, kuru havanın nemlendirilmesini ve akciğerlere nemlendirilmiş havanın iletilmesini sağlar.Yutak : Ağız ve burnun birleştiği yerdir. Havayı soluk borusuna gönderir.Besinleri yemek borusuna iletir.Gırtlak : Boğazın altındaki sert yapıdır. Havayı soluk borusuna iletir.Soluk borusu : Akciğerlere gitmeden önce ikiye ayrılarak havayı akciğerlere iletir.Akciğer: Göğüs kafesinin altında yer alır ve iki tanedir. Soluk alma ile taşınan oksijeni kana verir, kandaki karbondioksiti de havaya geçmesini sağlar.
KAN DOLAŞIMIVücudumuzdaki bir çok yapının yaşayabilmesi için oksijen ve besine ihtiyacı vardır. Oksijen ve besinlerin vücudumuzun her noktasına dağıtılması gerekir. Ayrıca vücutta oluşabilecek zehirli atıkların uzaklaştırılması gerekir. Bunu Kan dolaşımı yapar. Kan dolaşımı 3 bölümde incelenir.1. Kan 2. Damarlar 3. Kalp

Dolaşım Sistemi
Dolaşım sisteminin genel yapısını , küçük kan dolaşımını , büyük kan dolaşımını , kalbin ve akciğerin çalışmasını yönergeleri izleyip gerekli tıklamaları yaparak aşağıda gözlemleyebilirsiniz.
ilgili organlara iletir.Damarlar : Sanki su borusu gibi kanın vücutta dolaşımını sağlar.Kalp : Kanı damarlara pompalayan organdır.Kalbin oluşturduğu bu itme gücü ile kan, saç köklerinden küçük ayak parmağına kadar bedenin her yerine ulaşır.
NABIZ




Kalbin , kanı damarlara her pompalayışında damarlarda getirdiği etkiye nabız denir.Vücut dinlenme halinde iken kalp atım hızı düşer.Nabız da düşer.(uyku gibi)Egzersiz yaparken bedenin daha çok oksijene ve besine ihtiyacı olur. Besin ve oksijen tüketimi artınca karbon dioksit üretimi de artar.Bu nedenle nabız sayısı artar, nabız atışları duyulur.Egzersiz yaparken soluk alıp verme de artar.Korku, heyecan, sevinç veya sinirli olma hali kalp atışına ve buna bağlı olarak nabız sayısının artmasına sebep olur.