hadise deli oğlan



SÜRTÜNME KUVVETİ



Görüldüğü gibi cisimlerin hareketleri, temas ettikleri yüzeylere göre farklılıklar gösterir.Cisimler;• Pürüzsüz yüzeylerde daha kolay,• Pürüzlü yüzeylerde ise daha zor hareket eder.• Bu durum, sürtünen yüzeylerin farklılığından kaynaklanır.Cisimler nerede hareket ederse etsin, hareketlerini engelleyen, zorlaştıran bir kuvvet vardır. Oyun oynarken kaçan top, bir süre hareket ettikten sonra başlangıçta yavaşlar; sonra da durur. Topun hareketini yavaşlatan ve durduran kuvvet ne olabilir?


Sürtünen cisimler arasında ortaya çıkan ve cismin hareketini zorlaştıran kuvvete sürtünme kuvveti denir. Sürtünme kuvveti cisimlerin hareketine karşı koyan bir kuvvettir ve hareketi zorlaştırır. Yukarıdaki örneklerde kutunun hareketini zorlaştıran, bisikletin ve topun hareketini yavaşlatarak durduran kuvvet de sürtünme kuvvetidir. Cam, mermer, beton zemin gibi pürüzsüz yüzeylerde sürtünme oldukça azdır. Bu nedenle cisimler daha kolay hareket eder. Halı, kum, çakıl gibi pürüzlü yüzeylerde ise sürtünme fazladır. Bu durum cisimlerin hareketini zorlaştırır. Sürtünme yüzeylerinin farklılığı cisimlerin hareketini etkiler.Sürtünme temas eden yüzeyler arasında meydana gelir. Bu nedenle sürtünme temas gerektiren bir kuvvettir.Sürtünme kuvvetinin, yalnızca yüzeyin pürüzlü ya da pürüzsüz olmasıyla ilgili olduğunu mu düşünüyorsunuz? Aşağıdaki grafiği inceleyiniz.















HAVA DİRENCİ:Bir dosya kağıdını belli bir yükseklikten aşağıya doğru bırakalım. Bu kağıdın yere düşme süresini ölçelim. Bu kez dosya kağıdını buruşturup aynı yükseklikten tekrar bırakalım. Buruşuk kağıdın yere düşme süresinin öncekinden farklı olduğunu görürüz. Kağıdın kütlesi değişmediği halde yere düşme süresi, dolayısıyla hızı neden değişti?Hava cisimlerin hareket etmesini engelleyebilir. Rüzgarlı havalarda, varlıkların hareket etmesi zorlaşır; insanların giysileri sağa sola savrulur. Bunun nedeni, havanın cisimlerin hareketine karşı gösterdiği dirençtir. Verdiğimiz örnekte kağıdın farklı sürelerde yere düşmesinin sebebi de hava direnci (sürtünmesi) dir. Bu durumu açıklayan en güzel örneklerden biri paraşütle atlama sporudur.

Uçakların silindir şeklinde yapılmasının, kamyonların önüne rüzgarın etkisini azaltıcı levhaların konulmasının amacı, cisimlerin hareketine karşı havanın gösterdiği direnci azaltmaktır.

SU DİRENCİ:Suyun içine büyükçe bir taş atıldığında veya su birikintisine basıldığında, sular etrafa saçılır. Bu durum suyun, içerisinde hareket eden cisimlerin hareketlerine karşı gösterdiği dirençten kaynaklanır. Hava gibi su da içerisinde hareket eden cisimlerin hareketini zorlaştırır.İnsanların suya dalmasını, suyun içine atılan taşa benzetebiliriz. Biz suyun içine atladığımızda, su bizim hareketimizi engellediği için derinlere dalamayız. Bu amaçla;


Vapur, gemi, kayık gibi taşıtların ön kısımlarıyla su içinde kalan kısımlarının sivri yapılmasının amacı, suyun direncini azaltmaktır. Havanın ve suyun, cisimlerin hareketine karşı gösterdiği direnç, temas kuvvetidir.Havanın ve suyun, cisimlerin hareketlerine karşı gösterdiği direnç birbirinden farklıdır.



SÜRTÜNME GÜNLÜK YAŞANTIMIZI ETKİLER Mİ?Günlük yaşantımızda sürtünme kuvvetinin değişik etkileri vardır:• Bir yere tutunmadan yürüyebilmemizi ve hareket etmemizi sağlar.• Cisimlerin hareket etmeye başlaması için sürtünme gereklidir.• Sürtünme yüzeyler arasında ısınma yapar.• Yüzeylerin aşınmasına neden olur.• Bisikletin, otomobilin istenildiği anda durmasını sağlar.Sürtünme kuvvetinin bazı durumlarda az, bazı durumlarda çok olması gerekir.

TEMAS GEREKTİRMEYEN KUVVETLER

Kuvvet ÇeşitlidirÇevremizdeki varlıklar dönerek, zıplayarak, yuvarlanarak hareket eder. Cansız varlıkların hareket etmesi için kuvvet uygulamak gerekir. Cisimleri hareket ettirmek amacıyla uygulanan kuvvet, itme ya da çekme olabilir. Arabayı çeken atlar, çocuğun arabasını iten anne, vagonları çeken lokomotif, topa tekme vuran çocuklar, hareket ettirdikleri cisimlerle fiziksel temas halindedir. Duran cisimlere fiziksel temas halinde uygulanan kuvvet, cisimleri hareket ettirir.



Şekildeki sopa ile etki yaptığı beyaz top temas halindedir. İlk topun hareketi sonucunda oluşan çarpışma nedeniyle bu topun temas ettiği diğer toplar da hareket eder.Bu topların hareketini sağlayan, temas kuvvetleridir.










Cisimleri yalnızca temas kuvvetleri mi hareket ettirir?Bütün kuvvetlerin etkiledikleri cisimlere temas etmeleri gerekmez. Bazı kuvvetler cisimleri uzaktan etkiler.




Yün kazağa sürtülen plastik kalem, yerdeki küçük kağıt parçalarına yaklaştırılırsa, kağıtları çeker.

Mıknatıs toplu iğnelere yaklaştırılırsa, iğneler mıknatıs tarafından çekilir.









Ağacın dalından kopan meyve, yerçekimi kuvvetinin etkisiyle yere doğru düşer.Fiziksel temas olmadan cisimlere etki edebilen kuvvetlere temas gerektirmeyen kuvvetler denir.










Aşağıdaki tabloda yer alan örneklerde, harekete sebep olan kuvvetlerin niteliğini işaretleyiniz. 2 örnek de siz veriniz.


Kuvvetin Niteliği

Temas Gerektiren Kuvvet

Temas Gerektirmeyen Kuvvet
Elmanın yere düşmesine neden olan kuvvet


Mıknatısın anahtarı çekmesini sağlayan kuvvet


Kağıt parçalarını sürtünen balona doğru çeken kuvvet


Frene basıldığında bisikletin durmasını sağlayan kuvvet












MIKNATISLARMıknatıslar değişik şekil ve büyüklüklerde olabilir. Buzdolabına değişik süsler yapıştırmak, dolapların kapaklarının kapalı kalmasını sağlamak amacıyla küçük mıknatıslar kullanılır.
Mıknatısın en eski kullanım alanlarından biri de pusuladır. Pusulanın ibresi mıknatıslı bir parçadır. Pusulayı hangi yöne çevirirseniz çevirin, ibre kuzey-güney doğrultusunu bulana kadar hareket eder. Koyu renkli ucu kuzeyi, açık renkli ucu ise güneyi gösterir.





Bir maddenin mıknatıs olup olmadığını anlamak için pusula kullanılır. • Mıknatıs olduğunu düşündüğünüz madde pusulaya yaklaştırılır. • Pusulanın ibresini hareket ettirirse madde mıknatıstır. • Pusulanın ibresini hareket ettirmezse madde mıknatıs değildir. At nalı, halka, çubuk, yuvarlak ve kare olmak üzere çeşitli şekil ve büyüklükte mıknatıs vardır. İki mıknatıs birbirine yaklaştırılırsa bazen birbirini iter, bazen de çeker. Bu mıknatısların birbirine uyguladıkları kuvvetten kaynaklanır. Çubuk mıknatısa ip bağlayıp havada asılı tutarsanız bir süre döndükten sonra kuzey-güney doğrultusunu gösterir. Bu durum mıknatısın iki ucu olduğunu kanıtlar. Mıknatısların uçlarına kutup adı verilir.



Kuzeyi gösteren ucuna kuzey kutbu denir. Kısaca “N” ile gösterilir. Güneyi gösteren ucuna güney kutbu denir. Kısaca “S” ile gösterilir.









Eğer bir mıknatıs parçalanırsa, çok sayıda küçük mıknatıs elde edilir. Elde edilen her mıknatısın parçalanmadan önce olduğu gibi iki kutbu vardır.
















Benzer kutuplar birbirine yaklaştırıldığında, birbirini iter.

Zıt kutuplar birbirine yaklaştırıldığında, birbirini çeker.






Mıknatıs Bazı Maddeleri EtkilerArkalarında mıknatıs bulunan küçük süsler, buzdolabının kapağına kolayca yapışırken, ahşap dolabın kapağına yapışmaz. Bu durum mıknatısın maddeleri etkileyip etkilememesinden kaynaklanır. Mıknatıs etkilediği maddeleri çeker, etkileyemediği maddeleri çekmez. Toplu iğne, çivi, demir, nikel, kobalt, çelik gibi maddeler mıknatısa yaklaştıklarında, aralarında bir çekim olur ve bu maddeler mıknatıs tarafından çekilirler. Mıknatısın maddelere uyguladığı kuvvet, temas gerektirmeyen kuvvettir. Tebeşir, silgi, tahta, cam, plastik gibi maddeler mıknatıs tarafından çelikmezler.Mıknatısın kullanıldığı yerler:Mıknatıslar her şekil ve boyutta olabilir. Günümüzde mıknatısların çok değişik kullanım alanları vardır. • Buzdolabının kapağının kapanmasını mıknatıs sağlar.• Radyo, televizyon, bilgisayar gibi elektronik cihazların yapımında mıknatıs kullanılır. • Cep telefonu, elektrik motorları, kapı zilleri mıknatısla çalışır.• Ağır cisimlerin kaldırılmasında güçlü mıknatıslar kullanılır.• Çöplerin içindeki bazı metal maddeler, mıknatıs kullanılarak ayrılır.Görüldüğü gibi mıknatıs aslında hayatımızı kolaylaştıran bir madde. Yere saçılan bin tane toplu iğneyi en ufak hasarla toplamanın tek yolu mıknatıs değilse nedir?Mıknatısların bazen zararı da olabilir.Mıknatıslar; bazı elektronik donanımlı araçları etkiler, onların bozulmasına neden olur. Bu nedenle bankamatik ve telefon kartları, bilgisayar disketi gibi araçları mıknatısa yaklaştırmamak gerekir.DENEY: MIKNATISIN DA BİR ÇEŞİT PUSULA OLDUĞUNUN İNCELENMESİDeneyin Amacı: Mıknatıs kutuplarını belirlemek.Hazırlık Soruları:1-Mıknatısı pusula olarak kullanabilir miyiz?2-Mıknatısın kutupları ile yerin kutupları aynı mıdır?Kullanılan Araç Ve Gereçler:Pusula, mıknatıs, üç ayak, statif çubuk – 2 adet (biri uzun, biri kısa), bağlama parçasıDeney Düzeneği:

Deneyin Yapılışı:1-Mıknatısı şekildeki gibi Statif çubuğa tutturunuz. Mıknatısı ip etrafında dönmesini sağlayıp bırakınız. Bir müddet sonra mıknatısın bir ucunun kuzeyi, diğer ucunun da güneyi gösterdiğini gözleyiniz.2-Bu defa mıknatısın altına bir pusula yerleştiriniz. Pusula ibresi ile mıknatıs yönlerinin birbirine zıt olduğunu gözleyiniz.Deneyin Sonucu:Ağırlık merkezinden asılmış serbest bir mıknatısın bir ucu daima kuzeyi diğer ucu da daima güneyi gösterir. Pusula ile mıknatısın kutupları birbirine zıt yönlüdür.Teorik Bilgi: Yönlerimizi bulmaya yarayan pusula esasen bir mıknatıstır. Pusula ibresinin boyalı ucu kuzeyi, diğer uç ise güneyi gösterir. Mıknatısı bir ipe bağlayıp serbest konumda bıraktığımız zaman mıknatısın bir ucu kuzeyi diğer ucu da güneyi gösterir. Eğer mıknatıs altına pusula konulursa; pusula ile mıknatısın kutupları birbirine zıt yönlü olur.

MADDENİN DEĞİŞİMİ VE TANINMASI

Yağmur niçin yağar ?Sıcak havalarda yağmur yağarken soğuk havalarda kar yağmasının nedeni nedir ?Yağan yağmur ve kar sularına ne oluyor ki yerler kuruyor ?Yağan yağmur suları ve eriyen kar sularının bir kısmı toprak tarafından emilir, bir kısmı akarsulara karışır, bir kısmı da çukur yerlerde su birikintisi oluşturur. Güneş çıktığında toprak kurur, su birikintileri giderek küçülüp kaybolur.Yeryüzündeki sular küçük damlacıklar halinde havaya karışır. Bu damlacıklara su buharı diyoruz. Suyun küçük damlacıklar halinde havaya karışmasına buharlaşma diyoruz.Havadaki su buharını, soğuduğu zaman su damlacıkları hâlinde görebiliriz.Su buharının su damlacıkları hâlinde görülmesine yoğunlaşma denir.YAĞIŞLAR NASIL OLUŞUR ?Yeryüzündeki sular ,Güneş’in etkisiyle buharlaşır ve yükselir. Yükseklerde bulunan soğuk hava Su buharını çok küçük su damlacıklarına ya da buz kristallerine dönüştürerek bulutlar oluşur. Küçük ve yere düşmeyecek kadar hafif olan su damlacıkları havanın etkisiyle gökyüzünde dolaşır. Su damlacıkları birleşerek büyüyüp ağırlaştığında yağmur olarak yere iner.




Yüksek bulutlardaki su damlacıkları, soğuk havanın etkisiyle minik buz taneciklerine dönüşür. Bunlar, birleşerek yeterli büyüklüğe ulaştığında kar taneleri şeklinde yeryüzüne düşer.

Yağmur damlaları fırtına nedeniyle donar. Yere doğru inerken hava akımları bunları bir aşağı bir yukarı sürükleyerek daha büyük buz parçaları hâline getirir. Ağırlaşan buz parçaları yere düşer. Buna dolu denir.Havadaki su damlacıkları yeryüzüne yakın yerde soğuduğu zaman sis oluşur.Havadaki su buharı, taş toprak ve yaprak gibi soğuk katı maddeler üzerinde gece yoğunlaşarak su damlacıklarına dönüşür. Bu damlacıklara çiy denir. Daha çok ilkbahar ve yaz mevsimlerinde sabah erken saatlerde görülür.

Havadaki su buharı, çok soğuk ilkbahar ve sonbahar gecelerinde donarak katılaşır. Toprak ve bitkiler üzerinde kar katmanı oluşur. Buna kırağı denir.
DOĞADA SUYUN DOLANIMI
Yeryüzündeki sularda, güneş enerjisinin etkisiyle sürekli buharlaşma olur. Atmosfere yükselen su buharı, atmosferin soğuk tabakalarında yoğunlaşarak yağmur, dolu, kar şeklinde tekrar yeryüzüne döner. Bu olaya suyun doğal dolanımı denir.Yeryüzündeki suların buharlaşması ile yoğunlaşması arasında bir denge vardır.Tabiatta suyun dolaşımı ve sürekliliği, güneş enerjisi ile sağlanır. Çünkü buharlaşma ve yoğunlaşmanın gerçekleşmesi için ısınma – soğuma gerekir.Bulutlar nasıl oluşur ?Buharlaşma ile yoğunlaşmanın oluşmasını sağlayan temel şart nedir ?Havadaki su buharının yoğunlaşması sonucunda gerçekleşen yağış türleri nelerdir ?Doğadaki su dolanımını resim üzerinde açıklayınız.Enerji Kaynağı Güneş
Güneş ışınları aniden yok olursa Dünya’ya neler olur ?Güneş, merkezinde meydana gelen patlamalar sonucunda büyük miktarlarda enerji üretir. Ürettiği enerjinin büyük bir kısmı uzayda kaybolur. Bu enerjinin çok az bir bölümü ısı ve ışık olarak Dünya’ya gelir. Güneş Dünya’mızdaki hayatın devamını sağlar. Işığı,bitkilerin besin ve oksijen oluşturmasını sağlar. Isısı atmosferi ısıtır, buharlaşma ve yoğunlaşmayı sağlar. Yeryüzündeki bir çok enerjinin kaynağıdır. Güneş ışınları, yeryüzündeki suları ısıtır ve buharlaştırır. Su buharları yoğunlaşarak yağmur, kar,dolu olarak tekrar yeryüzüne iner. Akarsuları oluşturur. Güneş enerjisini elektrik enerjisine çeviren piller yapılmıştır. Bu piller, hesap makinesi ve saat gibi araçlarda kullanılır. Bitkiler enerjisini üretmek için güneş enerjisinden yararlanır.Güneş enerjisi, güneş panelleri yardımıyla toplanarak ısıya dönüştürülür ve bu yolla sıcak su sağlanıp konutlar ısıtılır ve sıcak su ihtiyaçları karşılanır. Yakıt olarak kullanılan odun, kömür ve petrolden elde edilen ısı enerjisinin kaynağı da Güneş’tir.Isınan hava genleşir ve yükselir. Sıcak ve soğuk havanın yer değiştirmesiyle rüzgâr oluşur. Rüzgâr gücü ile elektrik üretilir. Bunu sağlayan güneş enerjisidir.Güneş enerjisi, ışınlar hâlinde yayılır. Katı, sıvı ve gaz maddelerin üzerine düşerek ısınmalarını sağlar. Kış mevsiminde güneş ışınları Dünya’ya yeterince dikgelmez. Kışın havaların ve suların soğuk olmasının nedeni budur. Sıcaklığı farklı olan maddeler birbirine temas ederse, sıcaklığı yüksek olan maddeden düşük olan maddeye doğru ısı akar. Isı alışverişi, her iki maddenin sıcaklığı eşit olduğunda sona erer.YAKITLARBulunduğumuz ortamı ısıtmak için hangi araçları kullanırız ?Isıtmada kullandığımız araçlardan nasıl ısı elde ederiz ?Bulunduğumuz ortamların ısınmasını sağlamak için soba, kalorifer gibi araçlar kullanırız. Bu araçlar yakıtların yanmasıyla ısı verir. Yakıtların yanması için oksijene ihtiyaç vardır. Oksijen olmadan yakıtlar yanmaz. Bazı yakıtlar doğada olduğu şekliyle bazıları da işlendikten sonra kullanılır. Linyit doğal olarak, petrol ise işlendikten sonra yakıt olarak kullanılır. Yakıtlardan sağlanan enerji; ısıtma,aydınlatma bazen de nesneleri hareket ettirme amacıyla kullanılır.FOSİL YAKITLARFosil yakıtlar, çürüyen tarih öncesi bitki ve hayvanlardan milyonlarca yılda oluşmuş, kömür, petrol ve doğalgaz gibi yakıtlardır. Fosil yakıtlar yenilenebilir kaynaklar değillerdir.Isı enerjisi elde etmek için kullandığımız yakıtların büyük bir kısmı fosil yakıtlardır. Fosil yakıtlar ; birikmiş güneş enerjisinin depo edilmiş şeklidir. Bitki ve hayvanların kalıntılarıyla oluşur. Oluşumları milyonlarca yıl sürer. Genellikle kaya katmanlarının altında sıkışmış ve gömülmüş olarak bulunur. Kömür, bataklıklardaki bitkiler ve bitkisel atıklardan oluşur. Kömürlerin oluşması milyonlarca yıl sürebilir.Petrol, hayvan ve bitki atıklarından oluşmuştur. Karaların hemen altında ya da deniz altındaki yataklarda bulunur.Doğal gaz da petrol gibi karaların altındaki boşluklarda ya da deniz altında bulunur.
Yakıt olarak kullanılan odun, bitkilerden elde edilir. Bitkiler büyümeyi, gelişmeyi ve besin yapmayı güneş enerjisi ile gerçekleştirir. Bu enerjiyi depo eder. Odun yakıldığında bu enerji, ısı enerjisine dönüşür.Fosil yakıtlar nasıl oluşmuştur ?Fosil yakıtlar hangi amaçla kullanılır ?Fosil yakıtlar nasıl çıkarılır ve taşınır ?Fosil yakıtlar tükenir mi ? Fosil yakıtlar nasıl kullanılmalıdır ?YAKIT ÇEŞİTLERİ
Katı Yakıtlar : Odun, kömür.Sıvı Yakıtlar : Benzin, mazot, gaz yağı ve fuel-oil.Gaz Yakıtlar : Ham petrolden üretilen sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) , doğal gazIsı Cisimleri Hareket Ettirir

Yakıtların oksijenle birleşerek yanması sonucunda oluşan ısı enerjisi harekete dönüşebilir. Yediğimiz besinler enerji verir. Besinlerden sağladığımız bu enerji ısı enerjisidir.Otomobiller; yakıtın motorda yanması sonucu oluşan ısı enerjisi ile hareket eder.ISI : Isı bir enerjidir. Diğer enerjilere dönüşebilir. Isı birimi joule (jul) olup kısaca ( j ) ile gösterilir.SICAKLIK : Sıcaklık bir enerji türü değildir. Birimi celsius (selsiyus)’tur. C ile gösterilir ve termometre ile ölçülür.Günlük hayatta ısı enerjisi birimi olarak kalori de kullanılır. Kısaca ( cal ) ile gösterilir.ISINMA – SOĞUMAIsının maddeler üzerindeki en belirgin etkisi ısınma ve soğumadır. Isınan maddelerin sıcaklığı artar, soğuyan maddelerin sıcaklığı azalır.Yazın elektrik ve telefon telleri sarkar, kışın ise gerginleşir. Bunun nedeni tellerin ısınması ve soğumasıdır.Maddeler ısıtıldıkça genleşir, hacmi büyür. Bu duruma genleşme denir. Katılar, ısıtıldıklarında az genleşir.Sıvılar, ısıtıldıklarında katılardan fazla genleşir.Gazlar, ısıtıldıklarında katılardan ve sıvılardan daha fazla genleşir. ısınma ---------->BÜZÜLME GENLEŞME < ---------- soğumaMaddeler soğutulduğunda hacmi küçülür.Maddelerin hacimce küçülmesine büzülme denir.Katılar, sıvılara göre daha az büzülür. Gazlar ise hem katılardan hem de sıvılardan daha fazla büzülür.Genleşme ve büzülme birbirinin tersidir.Her maddenin genleşme oranı farklıdır.Bazı maddeler az, bazı maddeler çok genleşir.Çok genleşen madde çok büzülür, az genleşen madde az büzülür.Genleşme ve Büzülmenin Olumsuz EtkileriKatı cisimler ısıtılır ve aniden soğutulursa çatlayıp kırılabilir.Metal ve metalden yapılmış cisimler, ısı aldıklarında genleşir. Böyle cisimler, genleşmek için uygun yer bulamazsa eğilip bükülür, kırılır.Genleşme oranı dikkate alınmadan çekilmiş elektrik ve telefon tellerinden kışın kopmalar,yazın sarkmalar görülür.Demir yolu rayları, ısının etkisi düşünülmeden döşenirse eğilip bükülür ve kazalara neden olur.Genleşme ve Büzülmenin Olumlu EtkileriSıcaklığı ölçmek için kullandığımız termometreler, sıvıların genleşmesinden yararlanılarak yapılmıştır.Genleşme oranı farklı iki metalin kullanıldığı metal çiftlerinden yararlanarak termostat yapılır. Termostat, buzdolabının istenilen sıcaklıkta kalmasını sağlar.Elektrikli fırınlarda, ütülerde sıcaklığı; kalorifer kazanlarında suyun sıcaklığını istenilen düzeyde tutmak için de termostat kullanılır.Kapağı sıkışmış şişe ve kavanozlar, maddelerin genleşmesinden yararlanılarak kolayca açılabilir.Sıvılar, ısıtıldığında ya da bulundukları ortamdan ısı aldığında buharlaşarak gaz hâline geçer. Sıvı, buharlaşırken ortamdan ısı alır. Bulunduğu ortamı soğutur. Bu olaya buharlaşma denir.Gaz hâlindeki su buharı soğutulduğunda, sıvı hâle gelmesine yoğunlaşma denir. Gaz yoğunlaşırken ısı verir. Ortamı ısıtır. Buharlaşma ile yoğunlaşma birbirinin tersidir. Yıkanıp dışarıya asılan çamaşırlar, yaz mevsiminde daha çabuk kurur. Kış mevsiminde ise daha yavaş kurur.Yaz mevsiminde yağmurların oluşturduğu su birikintileri kısa sürede buharlaşarak kurur, diğer mevsimlerde ise bu süreç daha uzundur.Bu durumlar bize, sıcaklıkla buharlaşma arasında ilişki olduğunu gösterir.K A Y N A M AAldığı ısı nedeniyle, sıvı maddelerin yüzeyinde yavaş yavaş buharlaşma başlar. Isınmakta olan sıvının sıcaklığı yükselirken buharlaşma devam eder. Sıvı belirli bir sıcaklığa ulaşınca yüzeye doğru kabarcıklar oluşur. Sıvının her tarafından buharlaşma başlar. Sıcaklık sabit kalır. Sıvının sıcaklığının sabit kalarak buharlaşmanın hızlı bir şekilde devam etmesine kaynama denir.

KAYNAMA
BUHARLAŞMA
Belli bir sıcaklıkta olur.
Sıvının her tarafında ve hızlı olur.
Ortamdan ısı alarak gerçekleşir.
Her sıcaklıkta olur.
Sıvının yüzeyinde ve yavaş olur.
Ortamdan ısı alarak gerçekleşir.
Sıvı hâldeki saf maddeleri ısıttığımızda sıcaklık yükselir. Sıcaklık, belli bir noktaya geldiğinde ısı verilmesine rağmen değişmez. Isı almaya devam eder. Sıvı kaynamaya başlar ve sıcaklığı sabit kalır. Bu sıcaklığa kaynama noktası denir.Her saf maddenin kaynama sıcaklığı farklıdır.Ortam ve koşullar değişmedikçe bir saf maddenin kaynama sıcaklığı her zaman aynıdır.Saf maddeler kaynama sıcaklığına göre ayırt edilebilir.Bilim adamları, kaynama sıcaklığını test ederek bir maddenin saf olup olmadığını ve türünü belirlerler. ERİME VE DONMAİlkbahar ve yaz mevsimlerinde bazen dolu, kış mevsiminde kar yağar. Soğuk havalarda ise yeryüzündeki su birikintileri buz hâline gelir. Kar, dolu ve buz, suyun katı hâlidir.Dolu, kar ve buz ısının etkisiyle eriyerek tekrar su hâline gelir.Suyun buz hâline gelerek katılaşmasına donma, buzun su hâline gelmesine erime denir. Katı bir madde erirken bulunduğu ortamdan ısı alır.Sıvı bir madde donarken bulunduğu ortama ısı verir.Saf maddelerin erime ve donma sıcaklığı aynıdır. Saf bir madde hangi sıcaklıkta eriyorsa o sıcaklıkta donar.YOĞUNLUK (BİRİM HACİM KÜTLE)

Maddelerin suda yüzmelerinin ya da batmalarının nedeni ağır ya da hafif olmalarından değildir. Ağır olan koca bir tomruk, su üzerinde yüzerken hafif olan küçük bir taş hemen batar. Bunun nedeni maddenin boyutlarına göre ağır ya da hafif olmasıdır.
Suda yüzme – batmanın tek başına kütle ya da hacimle ilgisi yoktur. Her ikisi ile birden ilişkisi vardır.Cismin kütlesi büyük, hacmi küçük olursa batar.Bir cismin suda batması için daha ağır olması önemli değildir. Maddenin yoğun olması önemlidir.Suda batan madde, yüzen maddeden daha yoğundur.Her maddenin yoğunluğu, 1 ml hacmindeki kütlesi tartılarak bulunur.Maddenin 1 ml hacmindeki kütle miktarı yoğunluk ya da birim hacim kütle diye tanımlanır.
Her maddenin birim hacim kütlesi farklıdır. Aşağıdaki tabloda bazı maddelerin birim hacim kütlesi verilmiştir.Bunu hep birlikte inceleyelim.

Madde
Birim hacim kütle (g/ml)
Su
1
Hava
0,0013
Zeytinyağı
0,9
İspirto
0,8
Buz
0,9
Alüminyum
2,7
Bakır
8,9
Benzin
0,7
Demir
7,8
Gümüş
10,5
Altın
19,3
Genellikle maddelerin, sıcaklıkları arttıkça hacimleri genişler. Maddelerin katı hâlleri sıvı hâllerinden daha yoğundur.Su donarken yoğunluğu azalır, buz su üstünde yüzer.
YOĞUNLUK NİÇİN ÖNEMLİDİR ?Tek katlı binalar yoğunluğu az olan ahşap, tuğla, kerpiç gibi malzemeler kullanılarak yapılabilir.Çok katlı binaların yapımında kullanılan malzemelerde ise dayanıklılık, fazla yük taşıma gibi özellikler aranır. Bu nedenle çok katlı binaların yapımında demir, çelik gibi yoğunluğu fazla olan malzemeler kullanılır.Uçakların kolayca uçabilmesi için uçak yapımında demir yerine alüminyum kullanılır. Çünkü yoğunluğu demirden az olan alüminyum, ayrıca demire göre daha hafif ve daha dayanıklı bir maddedir.

vücüdumuzu tanıyalım

Vücudumuz Bilmecesini Çözelim

İSKELETİN GÖREVLERİ
1. Vücudumuza genel şeklini verir.2. Hareket etmemizi sağlar.3. Vücudumuza desteklik sağlar.4. İç organlarımızı korur.5. Vücudumuzun dik durmasını sağlar.
İSKELETİN KISIMLARI1. Kafatası2. Göğüs kafesi3. Omurga4. Kollar ve bacaklarKafatası : Yassı kemiktir. Beynimizi korur.Göğüs kafesi : Kaburga kemikleri ile göğüs kemikleri göğüs kafesini oluşturur. Akciğerleri ve kalbi korur. Nefes alıp vermemize yardımcı olur.Omurga : Omurga, omur denilen 33 kısa kemiğin birbirleri üzerinde dizilmesiyle oluşmuştur. Vücudumuzun üst kısmının ağırlığını taşır.Kollar ve bacaklar: Çoğunlukla uzun kemiklerden oluşmuştur.
KEMİK ÇEŞİTLERİ
1. Uzun kemikler2. kısa kemikler3. yassı kemiklerUzun kemikler : Kol ve bacaklarda bulunur.Kısa kemikler : el ve ayak kemiklerinde, omurgada bulunur.Yassı kemikler : Kafatası ve göğüs kafesinde bulunur.
EKLEMLERHareketimizi kolaylaştıran, kemiklerin bağlantı noktalarıdır.







Sağ ve solda bulunan kemikleri ortada bulunan insan suretinde doğru yerlere yerleştiriniz. Kemikleri doru yere yerleştirmez iseniz kemik yerleşmeyecektir.

KASVücudumuzdaki kemikleri çekerek hareket etmemizi sağlayan, iskeletimizin üzerinde bulunan ve iskeleti tamamen saran yapıdır.Kasların yapısı : Birçok ipliksi yapının bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Bu ipliksi yapılar bir araya gelerek kas lifini, birçok kas lifi bir araya gelerek kas demetini, kas demetleri de kasları oluşturur.İpliksi yapılar *lifler * demet * kaslar Kaslar, kasılma durumunda kısalır ve kalınlaşır; gevşeme durumunda ise uzar ve incelir.(kaslar kasıldığında kısalır kalınlaşır.)Kasların görevleri: 1. İskelet ile birlikte vücuda şekil verir.2. Vücut ve organların hareketini düzenler.3. Soluk alıp vermeye yardımcı olur.KAS SAĞLIĞIMIZI KORUMA
1. Yazarken, okurken dik oturmalıyız.2. Yere eğilirken belimizi bükmek yerine, dizlerimizi kırmalıyız.3. Eşya taşırken ağırlığı belimize vermemeliyiz.4. Düzenli egzersiz yapmalıyız.5. Dengeli ve yeterli beslenmeliyiz.6. Ani hareketlerden kaçınmalıyız.7. Kasları çok yorucu ve zorlayıcı hareketler yapmamalıyız.
SOLUNUMSoluk alıp verme olayına solunum denir. Solunum ile oksijen alınır, karbondioksit verilir.

AKCİĞER NASIL SOLUK ALIR VE VERİR?
Malzemeler:Altı kesilmiş bir pet şişe(2 lt lik plastik kola şişesi) , pipet, tel delikli tıpa, iki balon




Animasyon: Dursun İşlerHer an dikkat ettiyseniz nefes alıp veriyoruz. Nefes almamızın sebebi hücrelerimizin ihtiyacı olan oksijenin kana geçmesini sağlamaktır. Nefes vermemizin sebebi ise hücrelerde ki yaşamsal olaylar sonucu açığa çıkan karbondioksitin vücuttan uzaklaştırılması içindir.Akciğer bir kalp gibi kaslarla oluşmamıştır.Nefes alma işinde Kaburgalar arasındaki kaslar ve diyafram kası görev alır.Bir basınç farkı oluşur ve nefes alınır veya verilir.
Peki yukarda ki deneyle ne öğreneceğiz?
Nefes alma ve verme işinde önemli bir rol oynayan diyafram kasının çalışmasını ve bu sayede nasıl nefes aldığımızı öğreneceğiz.Yukarda ki düzeneği kurup şekildeki gibi elimizle tuttuğumuz balonu aşağı doğru çektiğimizde akciğerin içindeki basınç azalır ve akciğere dışarıdan oksijence zengin hava girer. Dolayısıyla nefes almış oluruz. Balonu yukarı doğru ittiğimizde iç basınç artar ve akciğer içindeki , vücutta ki hücrelerden kan yolu ile taşımmış karbondioksitçe zengin hava dışarı çıkar. Böylece nefes almış ve vermiş oluruz.
Şu soruların cevabını bulup , sınıf arkadaşlarımıza soralım:
Solunum sistemi organları nelerdir?
Kan içinde çözünmüş karbondioksiti nasıl akciğerde havaya verebiliyoruz?
Sporcularda Solunum sistemindeki hangi kısımlar normal insanlara göre gelişmiştir?
Akciğere su girmesi nefes almayı nasıl etkiler?
Fatih Akyüz

SOLUNUM ORGANLARISoluk alıp vermeyi sağlayan organlara solunum organları denir. 1. Burun2. Yutak3. Gırtlak4. Soluk borusu5. AkciğerlerBurun: Solunum ve koku alma organıdır. Havadaki zararlı maddeleri tutar.Burnun içindeki sıvı, kuru havanın nemlendirilmesini ve akciğerlere nemlendirilmiş havanın iletilmesini sağlar.Yutak : Ağız ve burnun birleştiği yerdir. Havayı soluk borusuna gönderir.Besinleri yemek borusuna iletir.Gırtlak : Boğazın altındaki sert yapıdır. Havayı soluk borusuna iletir.Soluk borusu : Akciğerlere gitmeden önce ikiye ayrılarak havayı akciğerlere iletir.Akciğer: Göğüs kafesinin altında yer alır ve iki tanedir. Soluk alma ile taşınan oksijeni kana verir, kandaki karbondioksiti de havaya geçmesini sağlar.
KAN DOLAŞIMIVücudumuzdaki bir çok yapının yaşayabilmesi için oksijen ve besine ihtiyacı vardır. Oksijen ve besinlerin vücudumuzun her noktasına dağıtılması gerekir. Ayrıca vücutta oluşabilecek zehirli atıkların uzaklaştırılması gerekir. Bunu Kan dolaşımı yapar. Kan dolaşımı 3 bölümde incelenir.1. Kan 2. Damarlar 3. Kalp

Dolaşım Sistemi
Dolaşım sisteminin genel yapısını , küçük kan dolaşımını , büyük kan dolaşımını , kalbin ve akciğerin çalışmasını yönergeleri izleyip gerekli tıklamaları yaparak aşağıda gözlemleyebilirsiniz.
ilgili organlara iletir.Damarlar : Sanki su borusu gibi kanın vücutta dolaşımını sağlar.Kalp : Kanı damarlara pompalayan organdır.Kalbin oluşturduğu bu itme gücü ile kan, saç köklerinden küçük ayak parmağına kadar bedenin her yerine ulaşır.
NABIZ




Kalbin , kanı damarlara her pompalayışında damarlarda getirdiği etkiye nabız denir.Vücut dinlenme halinde iken kalp atım hızı düşer.Nabız da düşer.(uyku gibi)Egzersiz yaparken bedenin daha çok oksijene ve besine ihtiyacı olur. Besin ve oksijen tüketimi artınca karbon dioksit üretimi de artar.Bu nedenle nabız sayısı artar, nabız atışları duyulur.Egzersiz yaparken soluk alıp verme de artar.Korku, heyecan, sevinç veya sinirli olma hali kalp atışına ve buna bağlı olarak nabız sayısının artmasına sebep olur.

Agenda 03


Rating:
Loading ...
0
Techno


Rating:
Loading ...
1
Optimism


Rating:
Loading ...
0
Compressed


Rating:
Loading ...
0
Thermal


Rating:
Loading ...
0
Sueño azul


Rating:
Loading ...
0
Agenda 04


Rating:
Loading ...
3
Libro 01


Rating:
Loading ...
4
Gris 01


Rating:
Loading ...
0
India


Rating:
Loading ...
1
iZac Studio


Rating:
Loading ...
4
Revolution


Rating:
Loading ...
11

sablon



Rating:
Loading ...
0
Windows Vista


Rating:
Loading ...
1
Blanco Negro 01


Rating:
Loading ...
0
Sad Fish


Rating:
Loading ...
4
Mae Mulher


Rating:
Loading ...
2
MacBook Pro


Rating:
Loading ...
2
Graffiti Art


Rating:
Loading ...
2
Dicas Blogger 1.0


Rating:
Loading ...
1
Assassins


Rating:
Loading ...
3
Colourise


Rating:
Loading ...
2
TechJunkie


Rating:
Loading ...
1
Agenda 02


Rating:
Loading ...
0

yeni blogger şablon





UrbanArtist



Download Template
Total downloads: 236
Features
Live Demo
Instructions:
Installation and settings
Author:
Blog and Web
Designer:
Styleshout
Rating:
Rating:
Loading ...
Views:
37
Category:
, , ,
Properties:
2 Columns, Black, Brown, Elegant, Fixed width, Right sidebar
Added:
August 2nd, 2008



Features
Live Demo
Instructions:
Installation and settings
Author:
Theme Lib
Designer:
ThemeBin
Rating:
Rating:
Loading ...
Views:
81


Category:
, , ,
Properties:
2 Columns, Adaptation of Wordpress, Black, Blue, Fixed width, Right sidebar
Added:
July 31st, 2008

- HANGİ BİTKİ NEYE İYİ GELİR ?...

Her bitkide potansiyel olarak şifa mevcut. Ancak bunun keşfi, kullanımı ve ilaca dönüştürülmesi bilimin konusu. Çeşitli internet sitelerinde, gazete, dergi ve kitaplarda Türkiye'de ve dünyada yetişen binlerce bitkinin şifalı yönleri anlatılıyor. Tıp doktorları da giderek yaygınlaşan bir biçimde hastalarına çeşitli rahatsızlıkları gidermede bitki tedavileri uyguluyor ya da tavsiye ediyor. Ancak özellikle de internetin hayatımıza daha çok girmesi ve sonsuz bilginin daha kolay ulaşılır olması nedeniyle tedavi uygulamak isterken zarar verilmesinin önüne geçmek gerekiyor. Bu nedenle uyarıyı unutmamak ve verilen bütün bilgilerin tavsiye niteliğinde olduğu, tıbbi teşhis, tedavi ve reçete bilgi içermediğini bir kez daha vurgulamakta yarar var.
ADAÇAYI
Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Kan dolaşımını hızlandırır. Kanamaları keser. Göğsü yumuşatır. Öksürüğü keser. Astım hastaları için yararlıdır. Böbrekleri çalıştırır.
AHUDUDU
Taze ve olgun döneminde ahududu yemek çok şifalıdır.Vücuttaki toksinleri dışarı atar, kanı temizler, kuvvet ve canlılık verir. Ayrıca, çiçeği bulup kaynatabilirseniz, bu su, hem göz hem bademcik iltihaplarında tedavi edici rol oynar.
ALKOL
Biraz sulandırılan saf alkol her türlü yara, iltihap için ideal ilk yardım malzemesidir. Dolamalarda, apsenin oluşmasına alkol engel olur. Evdeki sinirlenmelerde, bayılmalarda alkolle masaj çarçabuk ve iyi bir sonuç almanıza yarar. Evinizde mutlaka bulundurun.
ANASON
Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı ve yemeklere karşı duyulan tiksintiyi giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. İdrarı arttırır. Öte yandan kusmayı ve ishali keser.
ASMA
Yaprakları ile yapılan ilaçlar kanamayı durdurur. Vücuda kuvvet verir. Sarılığı keser. İshali durdurur.
AYRIKOTU
İdrar söktürür. Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Buralardaki iltihapları da giderir.
AYVA
Şeker ve tanen gibi maddeler ihtiva eder. Vitamini boldur, ishal kesmek için en iyi ilaçtır. Bilhassa çocuk ishallerinde kullanılır. Hastaya günde 30 gr'dan 10 gr'a kadar ayva şurubu verilebilir. Çekirdekleri bazı ekzamalarda çok iyi sonuç verir.
BADEMYAĞI
Küçük çocukların kabızlığında 1 çay kaşığı verilirse iyi gelir. 1 ölçü bademyağı 9 ölçü acı kuyu suyuna karıştırıldığında yanıklara karşı birebirdir. Derinin su toplamasını önler.
BAKLA
Çiçeği ilaç olarak kullanılır. İdrar söktürücüdür. Vücuttaki zehirleri atar. Böbreklerinde taş olanlar bu ilaçtan çok fayda görür.
BAL
Besinlerin en güzelidir. Kuvvet, canlılık verir, nekahat döneminde hastanın ayağa kalkmasına yardım eder. Kansızlığa,zayıflığa iyi gelir. Çocuklarda bağırsakları yumuşatır, kabızlığa iyi gelir.
BROKOLİ
Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve akciğer kanseri görülür, kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler.
ÇAY
Bilinen özelliklerin üstüne, iyi bir idrar söktürücüdür. Hazımsızlıkları da düzeltir.
ÇÖREKOTU
İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa baş ağrısını keser.
DEFNE
Terletir, ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar ve adet söktürür. İştah açar. Sinir ağrılarını dindirir.
DEREOTU
Yemeklerimizin, salatalarımızın bu süsü, aynı zamanda iştah açar, kuvvet, çeviklik verir, bağırsak gazlarını giderir. Hazmı kolaylaştırır, hiç bir zararı yoktur.
DEVEDİKENİ
Ateş düşürür. Terletir ve vücuda rahatlık verir.
DOMATES
Vitamin deposudur. Özellikle A vitamini bakımından çok zengindir. Fakat içinde oksalat denen bir madde olduğundan böbreklerinde taş ve kum olanların fazla yemeleri iyi değildir.
DUT
Beyaz dutun yaprakları idrar söktürücüdür. 7 gr. kadar yaprak 250 gr. suda haşlanıp içilirse hemen etkisi görülür. Karadut daha çok doktorlukta kullanılır. Karadut şurubu ağızda, diş etlerinde meydana gelen iltihapları iyileştirir. Bir parça hatmi çiçeğini haşlayıp içine dut şurubu konularak gargara yapılırsa bademcik iltihapları geçebilir .Küçük çocukların ağız ve diş iltihaplarında en çok kullanılan ev ilacı dut şurubudur. Yutulsa bile hiç bir zararlı etkisi yoktur.
EBEGÜMECİ
Göğsü yumuşatır. Öksürük keser. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Dişeti hastalıklarını tedavi eder.
ELMA ÇAYI
Sinirleri ve adaleleri kuvvetlendirir. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. İdrar söktürür. Vücuttaki zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olur. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesini sağlar. Hazmı kolaylaştırır. Kanı temizler. Kolesterolü düşürür. Kabızlığı giderir. Şeker hastalarına faydalıdır. Öksürüğü keser. Ateşi düşürür. Uçukları giderir.
ELMA SİRKESİ
Kilo vermede yardımcı olur. Cilt sağlığında önemli rolü vardır. Hazım ve dolaşım sistemlerine faydası vardır. Vücudu temizler.
ENGİNAR
Karaciğer ve böbrek yetersizliğinde, bunların sancılarında, sarılık ve gut hastalıklarında, aşırı şişmanlıkta, kurdeşende, romatizmada ve egzamada oldukça faydalıdır. Kan dolaşımını düzeltir. Kolestrolün neden olduğu damar sertleşmelerinde, kalp sancıları, enfarktüs, beyin kanamaları gibi rahatsızlıkların önleyicisidir.
FESLEĞEN
Öksürüğü keser. Baş dönmesini durdurur. Arı sokmasında faydalıdır. Ağız yaralarını tedavi eder. Fesleğen kokusu, sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratları kaçırır.
FINDIK
Fındık yapraklarının 25 gramı 1 lt. suda haşlanıp içildiğinde kanı temizler.
GELİNCİK
Nefes darlığı, astım ve bronşitte rahatlık verir. Kan tükürme ve kusmayı önler. Yanıkları iyileştirir.
GLİSERİN
Ağızdan alındığında , bağırsakları yumuşatır. Safra yollarının tıkanıklığına iyi gelir, safra akımını kolaylaştırır. Dışarıdan kullanımında, deri çatlaklarına çok iyi gelir. 1 ölçü limon suyu, 1 ölçü kolonya ve aynı miktar gliserin karışımı deriyi yumuşatır, çatlakları giderir. Ev işi yüzünden elleri çatlayan kadınlar bu ilacın faydasını görür ve daima kullanırlar.
GÜL YAPRAĞI
Özellikle kırmızı gülün yaprakları kullanılır. 20 gr. gül 1 lt. suda haşlanarak bir fincan içildiğinde ishali keser. Aynı su ise yapılan gargara bademciklerde, göz banyosu da gözlerdeki iltihaplara iyi gelir.
HAVUÇ
Mutfaklarımıza kadar girmiş olan bu bitki diüretik ve stimülan etkileri ile bilinir. Ayrıca zengin bir Vitamin E ve Karoten kaynağıdır. Havuç çekirdekleri karminatif ve stimülandır. Flatulens, dizanteri ve kronik öksürükte çok faydalıdır.
IHLAMUR
Sinirleri kuvvetlendirir. Uyku verir. Kansızlığı giderir. Böbrek ve mesaneyi temizler. Grip ve soğuk algınlığı şikayetlerini giderir. Göğüs ve bronşları yumuşatır. Kabızlığı ve bağırsak spazmını giderir. Saç dökülmesini önler. Dıştan lokal veya tam banyo halinde alınırsa cildi yumuşatır.
ISIRGAN OTU
Dıştan tatbik edildiği zaman iç organlarda biriken kanı çeker. Burun kanamalarını keser. Balgam söktürür.
ISPANAK
Kalp hastalıklarına, felce, yüksek tansiyona, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere, hatta psişik rahatsızlıklara karşı da etkili bir sebzedir.
KABAK
Pek çok çeşidi içinden ilaç olarak kullanılan helvacı kabağıdır. Bildiğimiz kabak çekirdekleri helvacı kabağındandır. Tenya denilen bağırsak kurtlarını dökmede tuzsuz kabak çekirdeği harika bir ilaçtır. Hem çok etkin, hem de tümüyle zararsızdır. Çocuklara 40 gr. büyüklere 100gr. kabak çekirdeği verildiğinde, tenya ve onun gibi parazitlerden kolayca kurtulmaları sağlanır.
KARABİBER
Karabiber, az miktarda yemekle birlikte alındığında hem iştah açar, hem hazmı tanzim eder. Ev ilacı olarak, karabiber ıhlamura karıştırılıp içilirse mide sancılarını kesmekle bire birdir. Yalnız tahriş edici olduğundan az miktarda kullanılması şarttır.
KARANFİL
Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir. Sinirleri uyarır. Hazmı kolaylaştırır. Koku giderir. İştah açar.
KEKİK
Bedeni kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. Kalp çarpıntısını keser. Bağırsak iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Kandaki şeker miktarını azaltır. Lezzet arttırıcı yönlerinin yanısıra sağlığa da çok yararlı bir bitkidir.40-50 gr. kadarı 1 lt. suda haşlanıp ara sıra bir çorba kaşığı içilirse mide sularını arttırır, iştah açar. Hazmı hareketlendirir, kolaylaştırır. İçine kekik atılmış, vücudun dayanabileceği sıcaklıklıktaki su ile yapılan banyo romatizma ağrılarına çok iyi gelir. Kekik çay gibi, içildiğinde göğsü yumuşatmak, öksürüğü kesmek, sinirleri yatıştırmak gibi değerli niteliklere sahiptir.
KEREVİZ
Vitaminler içerir. Midenin işlevlerine yardımcı olur. İdrar oluşturmaya yardımcı olur. Gut hastalıklarına, romatizmaya karşı etkilidir. Kilo vermeye yardımcı olur.
KUŞBURNU
Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur. Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor. Selüliti engeller.
LAHANA
Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir. Bol miktarda B, C ve E vitamini, potasyum içerir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Kandaki şeker miktarını düşürür. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astıma faydalıdır.
LİMON
Vitamini bol. Romatizma ağrılarını hafifletir. Gargara yapıldığında boğaz ağrılarını giderir. Ateş düşünür. Kısacası sağlık için beslenmemizin vazgeçilmez bir parçasıdır.
MARUL
Uykusuzluğa iyi gelir. Sinirleri yatıştırır. İdrar söktürücü, iç temizleyicidir.
MAYDANOZ
Bir demir deposudur. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum ve A vitamini vardır. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar. Böbrekleri çalıştırarak idrar getirir, kan şekerini normal seviyede tutar ve kansere karşı da koruyucudur.
MELEKOTU
Kan dolaşımını düzenler. Terletir. Kurutulmuş melekotu dövülüp başa sürülecek olursa bitleri öldürür. Astım nöbetlerine faydalıdır.
MEYANKÖKÜ
Grip, nezle, anjin ve nefes darlığına faydalıdır. Öksürük ve balgam söktürür. Yüksek tansiyonu düşürür.
NANE
İştah açar. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazını giderir. İshali önler. Ateşi düşürür. İyileşmeyi çabuklaştırır. Uykusuzluk, sıkıntı ve yorğunluğu giderir. Grip, soğuk algınlığı ve nezleye iyi gelir.
ÖKSEOTU
Kalbin atışlarını arttırır. Damar kireçlenmelerinde faydalıdır. Sara ve akciğer kanamalarında kullanılır.
PAPATYA ÇAYI
Spazm çözücü, gaz gidericidir. İltihapları iyileştirir. Ülsere karşı koruyucu etkisi vardır. Ağrılı adet şikayetlerini giderir. Bağırsakları çalıştırır. Romatizma ağrılarını hafifletir. Gargara suyu halinde kullanıldığında ağız ve boğaz yaralarını giderir.Papatya suyu ile sabah akşam göz banyosu yapıldığında, çapaklar engellenir. Saça sürülüp güneşe çıkıldığında saçın rengini açar.
PIRASA
İdrar söktürür. Mide rahatsızlığına iyi gelir. Kabızlığı giderir. Basur memeleri için faydalıdır.
PİRİNÇ
Pirinç mutfaklarımıza kadar girmiş bir gıda maddesidir. Pirinç suyu mükemmel bir demulsent ve serinleticidir.
SOĞAN VE SARMISAK
Yüksek tansiyon ve kalp hastalığı tehlikesini azaltırlar. Soğan, mide kanserine yakalanma riskini; sarımsak da bağırsak kanserine yakalanma riskini azaltıyor. Sarımsağın mayasında bulunan maddeler hücrelerin zarar görmesini önleyerek, vücudu erken yaşlanmaya karşı koruyor. Antibiyotik ve nefes darlığını gideren bileşimler içeren sarımsak bağışıklık sistemini de kuvvetlendiriyor. Önemli miktarda germanyum ihtiva eder. Bu element antibiyotik etkilidir, vücudun bağışıklık sistemini destekler, fiziksel dayanıklılığı arttırır. Ayrıca sarımsak kan basıncını düzenler ve kolesterolü düşürür.
SOYA
Uzun yaşamak isteyen herkes mutlaka soya tüketmelidir. Soya, içerisinde östrojen hormonuna benzer işlev gören ve bu hormonun etkilerini sulandıran bir madde içerir ve bu da kadın bünyesi için son derece yararlıdır. Çünkü, hücre yenilenmesini hızlandıran östrojen hormonunun aşırı üretimi, göğüs, rahim ve boyun kanserine yakalanma riskini çok arttırır.
TARÇIN
Ruhi sıkıntıları giderir. Sürmenajda faydalıdır. Kalbi kuvvetlendirir. İştah açar, hazmı kolaylaştırır.
TERE
İştah açar. Hazmı kolaylaştırır. Bronşları temizler, öksürük söktürür. İdrar söktürür, böbrekleri ve idrar yollarını temizler.
TURP
İştah açar. Uyarıcı, idrar söktürücü, solunum sistemindeki birikintileri atmaya yardımcı olur.
YULAF
Çocukların hazım güçlüklerini giderir. Bedeni ve ruhi yorgunlukları giderir. Kandaki şeker miktarını azaltır. Besin değeri yüksek bir diyet ürünüdür. Dengeli bir diyet için kullanılmasında fayda vardır.
ZENCEFİL
İştah açar. Kusmayı önler. Bağırsak bozukluklarını giderir.
ZEYTİNYAĞI
Kolestrolü düşürür. Cilt aierjilerine iyi gelir. Kanser riskini azaltır. Kalp damar tıkanıklıklarının giderilmesinde yardımcı olur.

KLİMA KAÇ DERECEDE ÇALIŞTIRILMALI?

Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Didem Evci, vücut sıcaklığının çok altında ya da üzerinde kullanılan klimaların insan vücudunu rahatsız edeceğini söyledi.Yrd. Doç. Dr. Evci, iklimlerdeki değişikliklerin klimaları hayatın ayrılmaz bir parçası haline getirdiğini ve son zamanlarda bilim adamlarının 'havalar daha fazla ısınacak' açıklamalarının insanları klimalara karşı yoğun bir talebe yönlendirdiğini belirtti.Klimaları kullanırken yaratacağı zararların da göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Evci, şöyle konuştu:'İnsan vücudu sıcaklığına uygun klima çalıştırmayı unutmamalıyız. Vücut sıcaklığının çok daha altında ya da üzerinde kullanılan klimalar insan vücudunu rahatsız edecektir. İnsan vücudunun ortalama vücut sıcaklığının 37 derece olduğunu söylersek klimaların 20 ile 26 derece arasındaki sıcaklıkta çalıştırılması yeterli olacaktır.' Sıcak havadan ani soğutulmuş bir rtama giren insanlarda metabolizmanın kendisini ayarlamasında güçlükler ortaya çıktığına dikkati çeken Yrd. Doç. Dr. Evci, 'Çocukların, yaşlıların ve gebelerin bu gibi ortamlarda rahatsızlandığı bilinmektedir. Bu kişilerin klimaların direkt etkilerine maruz kalmaması gerekmektedir. Klimaların perdelerini yukarıya veya aşağıya doğru çevirerek üsten ya da alttan gelecek bir havalandırma yapmaya özen göstermeliyiz' dedi. KLİMANIN ÇALIŞTIĞI ORTAMIN HAVA KALİTESİ ÖNEMLİKlimaların kendi iç sistemindeki suyun buharlaşması ve tekrar makineye dönüp su olması şeklinde bir çalışma düzeneğine sahip olduğunu bildiren Evci, şunları kaydetti:'Klimalar bunu yaparken dışarıdaki havayı da kullanıyor. Bu nedenle bulunduğunuz ortamın havasının kalitesi çok önemlidir. Eğer ortamda nem yüksekse ve çok sayıda asılı toz parçacıkları varsa klima bu havayı kullanarak tekrar ortama verecektir. Bundan da özellikle alerjik hastalıkları olanlar etkilenir. Astım hastalarının da bu tür ortamlarda ataklarının artığı bilinmektedir.' TEMİZLİĞİ YAPILMAYAN KLİMALAR HASTALIKLARA YOL AÇIYORKlimaların evlerde bulunan her eşya gibi temizliğinin önemli olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Evci, klimanın perdelerindeki ve iç yapısındaki tozların temizlenmesi gerektiğini, havadan kaynaklanan ya da klimaların içerisinde üreyen mantarların, hava akımıyla insan vücuduna girdiğini ve mantar rahatsızlıklarının artışına neden olabildiğini söyledi. HER MEKANA KLİMA TAKILMAMALIÇalıştırılan her klimanın dış ortama verdiği ısının da hesaplanması gerektiğinin altını çizen Yrd. Doç. Dr. Evci,şunları söyledi:'Günümüzde iklim değişikliği nedeniyle enerji ve ısı tasarrufuna geçmemiz gerekiyor. Tükettiği elektriği de göz önünde bulundurarak klimaları bulunduğu ortamın boyutuna uygun seçmeliyiz. Çok büyük bir klimayı küçük bir odaya koyduğumuzda klimanın ortama vereceği soğuk hava o odanın kapasitesinden fazla olacaktır. Bu nedenle odada bulunan insanlar daha çabuk hasta olabilir ve daha fazla enerji israfı gerçekleşir.'

matematik etkinlik

DOĞAL SAYILAR
1. SAYI DEĞERİ ETKİNLİKLERİ
2. BASAMAK DEĞERİ ETKİNLİKLERİ
3. DOĞAL SAYILARDA SIRALAMA (BÜYÜKLÜK VE KÜÇÜKLÜK İLİŞKİLERİ)
4. BASAMAK DEĞERİ PROBLEMLERİ
5. SIRALAMA PROBLEMLERİ - 1
6. SIRALAMA PROBLEMLERİ - 2
7. SAYI DEĞERİ VE BASAMAK DEĞERİ ETKİNLİĞİ

matematik etkinlik

ÖRÜNTÜLER
1. ÖRÜNTÜ ALIŞTIRMALARI - 1
2. ÖRÜNTÜ ALIŞTIRMALARI - 2
3. ÖRÜNTÜ ALIŞTIRMALARI - 3
4. ÖRÜNTÜ İLE İLGİLİ LAYT GÖSTERİMİ

matematik etkinlik

TEK VE ÇİFT DOĞAL SAYILAR
ETKİNLİKLER - 1
DOĞAL SAYILARDA YUVARLAMA ETKİNLİĞİ
ETKİNLİKLER - 1
DOĞAL SAYILARLA TOPLAMA İŞLEMİ
ETKİNLİKLER - 1
ETKİNLİKLER - 2
ETKİNLİKLER - 3
ETKİNLİKLER - 4
ETKİNLİKLER - 5
ETKİNLİKLER - 6

matematik etkinlik

Romalılar, Eski Mısırlıların yıllarca önce yaptıkları gibi, önceleri, bazı sembolleri tekrarlayarak sayıları yazarlardı. (Bakınız Örnek l.) Sonraları da, çıkarmadan yararlanarak, daha kısa yazma yollarını ortaya koydular. (Bakınız: Örnek II.)Örnek l :XXXXX = 50MDCLXVI = 1000 + 500 + 100 + 50 + 10 + 1 = 1666DLXIII = 500 + 50 + 10 + 1 + 1 + 1 = 563Örnek II :XC = 100 -10 = 90IX = 10 -1 = 9 Başlangıçta değişik bazı sembol ve harfleri, rakam olarak kullanmışlardır. Bu rakamları, ilk olarak Romalılar kullandıkları için, aritmetikte "Roma Rakamları" ya da "Romen Rakamları" olarak adlandırılır. Kaynaklar, Roma rakamlarının bir elin parmaklarından esinlenerek ortaya konduğunu belirtir. Romalılar, bugün kullandığımız l, 2, 3, 4 rakamları yerine I, II, III, IIII sembollerini ve 5'i belirtmek için de, V şeklinde bir el işaretini sembol olarak kullandılar. 10'u belirtmek için de V sembolünü, değişik biçimde iki kez kullanarak X sembolünü elde ettiler. (Çaprazlanmış iki düşey çizgi.) Diğer rakamları da alfabelerindeki harflerden aldılar. Romalılar sayıları belirtmek için, 7 ayrı harfi rakam olarak kullanmışlardır. Aşağıdaki tabloda, Roma rakamları gösterilmiştir.
Roma Sayma Düzeninde
I
V
X
L
C
D
M
Onluk Sayma Düzeninde
1
5
10
50
100
500
1000
Roma rakamlarına dayalı, Roma sayma düzenine göre, toplama ve çıkarma işlemlerinin yapılmasında, bazı temel özellik ve sınırlamalar vardır. Bunları özetlersek :A -Toplama İşlemindeki Özellik ve Sınırlamalara) Yanyana yazılan ve aynı sembolü gösteren, iki ya da üç temel rakam birbiriyle toplanarak, toplama karşı gelen sayı elde edilir .Örnek :I I I = 1 + 1 + 1 = 3X X = 10 + 10 = 20Uyarı : Bu rakamların yazılışları ile ilgili önemli özellik : I, X, C sembolleri yanyana, 3'ten fazla; V, L, D, M sembolleri de, 1'den fazla yazılamaz.b) Büyük rakamların sağına yazılan küçük rakamlar, kendisi ile toplanarak toplama karşı gelen sayı elde edlir.Örnek :XV = 10 + 5 = 15DLXI = 500 + 50 + 10 + 1 = 561C) Küçük değerleri gösteren semboller (rakamlar), büyük değerleri gösteren sembollerin sağına yazıldığında, bu değerler toplanarak toplama karşı gelen sayı elde edilir.Örnek :MDCLXVI = 1000 + 500 + 100 + 50 + 10 + 5 + 1 = 1666DLXI = 500 + 50 + 10 + 1 = 561
ROMA RAKAMLARI ETKİNLİĞİ - 1
ROMA RAKAMLARI ETKİNLİĞİ - 2

matematik etkinlik





ÇIKARMA İŞLEMİ - ETKİNLİK - İNDİR

çocuk ve spor

Çocukların okul hayatının yanında spor faaliyetleriyle de ilgilenmesi önemlidir. Okullardaki beden eğitimi dersleri bu ihtiyaca az da olsa cevap veriyor. Yani okula giden her çocuk beden eğitimi derslerinde futbol, basket, voleybol ve tenis gibi farklı spor eğitimleri alıyor. Bazı çocuklar sporun çeşitli alanlarında yetenekli oluyor, bazıları ise hiçbirine ilgi duymuyor. Hatta bazıları beden eğitimi dersinden düşük not alabiliyorlar. Anne-babalar da çocuğu "Bu dersten de mi zayıf aldın?" diye eleştirebiliyor. Biliyoruz ki, çocukların farklı alanlara yatkınlıkları vardır. Kimi matematiğe, fiziğe, kimi ise edebiyata ilgi duyar. İlgi alanlarının olduğu konuda ilerlerken aile, okul ve dershaneler de bu sürece destek olup, yönlendirme yaparlar. Acaba, kaç ebeveyn çocuklarının bu derslere ilgilerini ya da hangi spor dalına yatkın olduğunu belirleyebiliyor? Her insanın başarılı, mutlu ve özgüvenli olduğu alan farklıdır. Önemli olan bunu görebilmek ve destek olmaktır. Peki, çocuğunuzun bu yönünü nasıl öğrenebilir ve geliştirebilirsiniz? Ve çocuğunuz hangi yaştayken bunu saptamaya başlamanız gerekir? Bu konuyla yakından ilgilenen, aynı zamanda da "Sportif beceri ve koordinasyon eğitimleri" düzenleyen Bahçeşehir Koleji İlköğretim Okulu Müdürü İsmihan Özkaracalar, bakın bize neler anlattı:-A. Kapışmak: Siz de eski bir sporcusunuz, çocuklarda sportif beceriyi saptamanın önemini açıklar mısınız? - İsmihan Özkaracalar: Hem bizler hem de anne-babalar için çocuğun kendini rahatça ifade etmesi ve bunu nasıl yaptığı çok önemlidir. Becerisi olmadığı halde sırf bir şeyle ilgilensin diye, oradan oraya koşturtulan çocuklar, genelde başladıkları sürecin devamını getiremiyorlar. Bu da bazı çocuklarda başarısızlık hissini uyandırıyor. Hepimiz en iyi olduğumuz alanda kendimizi pozitif ve güvenli hisseder, başarılı olmanın tadını çıkarırız. Çocuğun sportif becerisine uygun bir spor dalı seçmesi; sosyalleşme, kendini ifade etme, özgüven ve hayatla uyum gibi birçok duygunun da pozitif olmasını sağlar. - A. Kapışmak: Peki bu süreci nasıl oluşturuyorsunuz? - İsmihan Özkaracalar: Biz SBK'yı yani "Sportif Beceri ve Koordinasyon Eğitimi"ni kurduk. Bu proje, 4-6 yaşı kapsıyor. Amacı; çocukları erken yaşlarda sağlıklı yaşamın en temel koşulu olan spor konusunda bilinçlendirmek. - A. Kapışmak: Peki yararları nelerdir? - İsmihan Özkaracalar: Böyle bir çalışmayla fiziksel kas ve kemik yapıları güçlenir. Sürat, çeviklik, kuvvet, esneklik ve koordinasyon özellikleri gelişir. Vücutta kan dolaşımı artar. Özgüvenleri yükselir, karar verebilme ve liderlik becerileri gelişir. Takım olarak çalışmayı ve oynamayı öğrenirler. - A. Kapışmak: Biz ülke olarak neden uzman sporcu yetiştiremiyoruz? - İsmihan Özkaracalar: Çünkü çocuğa uygun sporu saptamada problem yaşıyoruz. Daha erken yaşlarda bunun analizini yapabilmek lazım. Çocuk, yapmak zorunda olduğu için spora katılıyor. Ama bunu devam ettirmek istemiyor. İleride de belki hobi olarak devam ediyor. Ama becerisine uygun olan spor dalı belirlendiğinde bunu fark ediyor ve daha erken yaşta başlayıp, devamını profesyonel anlamda sürdürebiliyorlar. YORUM: Bizler devamlı iyi bir avukat ve doktor yetiştiriyoruz. Ama iyi bir sporcu yetiştirme anlamında başarılı olmadığımız ortada. Özellikle hiperaktif çocuklar için bu yönlendirmeler çok önemli. En çok da 4-6 yaş arasındaki çocuklarda enerji birikimi fazla. Bilinçli yapılan bu spor faaliyetlerinden sonra enerjinin boşalımı da sağlıklı olur. - A. Kapışmak: SBK çalışması ne zaman çocuklar hakkında kesin sonuçlar verebilir? - İsmihan Özkaracalar: En az 2 yıldan sonra sonuç verebiliyor. Çünkü belli periyotlarda ölçümler yapılabiliyor. 2 anaokulda çalışma başlatıldı. Daha da geniş bir yelpazeyle çalışmalar sürdürülecek. - A. Kapışmak: Kimlerin denetiminde yapılıyor, uzmanları kimler?- İsmihan Özkaracalar: Sportif Beceri ve Koordinasyon Eğitimi konusunda uzmanlaşmış spor danışmanının liderliğinde, bu eğitimi almış spor öğretmenleri tarafından veriliyor. Bu eğitim süreci nörolog, ortopedist, psikolojik danışman ve beslenme uzmanları tarafından belirli periyotlarla takip ediliyor. - A. Kapışmak: SBK programı, beden eğitim derslerine alınmalı mı? - İsmihan Özkaracalar: Evet kesinlikle! Biz Bahçeşehir Koleji olarak bu programı uyguluyoruz. Ayrıca yapılan testlerin sonuçlarını değerlendiriyoruz ve bu raporları verilerle paylaşıyoruz. YORUM: Eğer veli çocuğunun hangi spor dalına becerisi olduğunu bilirse ileriki yaşlarında nasıl bir yönlendirme yapabileceğiyle ilgili de kesin bir görüşü olacaktır. Özellikle bu program ameliyat sonrası için de oldukça etkilidir. Bu çalışma aynı zamanda fizik tedavi süreci ile de ortak yürütülebilir. Eğitim kurumlarında o kadar çok matematik ve Türkçe gibi dersleri sevmeyip, beden derslerinde başarılı olan öğrenci var ki... Ama genelde onlara yönelik çalışmalar yapmıyoruz. Sadece futbol turnuvaları yapılıyor ve bu da sadece 11 kişi ile sınırlı. Basketbol yeni yeni gelişti. İnsan beyninin her iki lopu ( sağ ve sol lop) aktif bir şekilde sporda çalışıyor. Çok önemsemesek de sporun yararı oldukça fazla. Çocukta enerji boşalımı, stres azalımı, takım ruhu, sosyal uyum, sorumluluk, zaman yönetimi, empati ve özgüven gibi birçok süreçte etkili. Eskiden bu derslere önem verilmezdi, şimdilerde ise şirket eğitimlerinde takım ruhu ve liderlik çalışmaları için kullanılıyor. Temelde oturtulmayan bu çalışmanın faydasını 40'lı yaşlarda yaratmak çok zor. Demek ki her şeyi zamanında ve doğru vermek en iyisi. Çocuk zaten bu çalışmalarla, geleceğini kendi belirliyor ister istemez. Çünkü kendini tanıyor ve yapabileceklerini biliyor. Eskiden sokaklarımız nasıldı? Cıvıl cıvıl körebe, saklambaç, dokuz taş oynayan çocuklarla doluydu. Şimdilerde kent yaşamı buna engel oluyor. Sosyalleşememe gibi bir problemimiz oluştu. Okullarla sınırlı kaldık. Ne mahallemiz ne sokaklarımız uygun. Her yer otopark ve beton yığını oldu. Eve odasına kapalı çocuklar yetiştiriyoruz. Orada bile rahat yok. Onlara "Televizyon seyretme!", "Bilgisayarı kapat!" diyoruz. Peki ne yapacaklar? Nerede stres atıp, nerede sosyalleşecekler? Elbette her yerde bu olanakları bulmak kolay değil, ama çocuğa uygun bu spor dallarını da bulmak ve araştırmak zor olmasa gerek. Çocuklarımızı doğru gözlemlemek gerek ve sadece derslerine kanalize olmamak lazım. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur sözü bu düşünceyi destekliyor. Siz de bence ne iş yapıyorsanız yapın, bir ara verin, çıkın dışarı, biraz dolaşın. Yapabilirseniz koşun ya da zıplayın, bir yer bulun yüzün, iki top sektirin.

anne babalar dikkat



Ateşli çocuğa soğuk duş aldırmayınÇocuğu ateşlenen ailelerin ilk yaptıkları uygulamalardan biridir duş aldırmak. Fakat bunun ne kadar tehlikeli bir uygulama olduğunu biliyor musunuz?Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Adem Özden, soğuk duşun, vücudun dış kısımlarındaki kanın beyine akım etmesine ve beyindeki ateşin daha da yükselmesine neden olduğunu belirterek, bu nedenle ateşli çocuklara soğuk duş aldırılmaması gerektiğini söyledi.Özellikle 6 ay ile 3 yaş arası çocuklarda görülen yüksek ateşin, gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, ateşli havaleye neden olabileceğini ifade eden Özden, "Ailelerin, çocuklarında görülen ateşlenmeyi önemsemesi gerekir. 100 çocuktan 2 ile 5'i ateşli havale geçirir.Ancak yakın akrabalarda ateşli havale görülen kişi, bebeğini önceden muayene ettirip tedbirini almalıdır. Çocuklarda görülen ateşin düşürülmesi için öncelikle çocuğun günlük elbiseleri çıkarılarak, ince bir giysiyle bırakılması gerekir. Oda sıcaklığı 18-20 derece olmalıdır.Koltuk altı ateşi 38 derecenin üzerinde ise hemen ateş düşürücü şurup verilmelidir. Ateş düşmediği takdirde, 4-6 saat arayla yeniden ateş düşürücü şurup verilebilir. Havale için en riskli dönem olan 6 ay 3 yaş arası çocuk bulunan evlerde, ateş düşürücü şurup eksik edilmemelidir." dedi.Özellikle ılık su ile yıkamanın veya ılık suyla ıslatılmış pamukla vücudu silmenin daha yararlı olabileceğini vurgulayan Özden, "Soğuk duş, vücudun dış kısımlarındaki kanın beyne akım etmesine ve beyindeki ateşin daha da yükselmesine neden olur.Maalesef bölgemizde bu tür olaylara sıkça rastlamaktayız. Anne veya babalar çocuklarının ateşini düşürmek için soğuk duşun altına bırakıyorlar. Bu da çeşitli havalelere neden olmaktadır. Bu tür olaylarda çocuğun ateşi düşmemesi durumunda, bebek en yakın sağlık kuruluşuna götürülüp çocuk hekimine muayene ettirilmelidir." şeklinde konuştu.

aşı nedir?

Aşı ile; mikropların, tamamının ya da parçalarının canlılara verilmesi ile onlarda önemli bir sorun oluşturmadan , doğal enfeksiyon sonrası oluşan bağışıklığa benzer cevap alınmasıdır. Kimi aşılar tek doz ile yaşam boyu koruma sağlarken, kimi aşılarınsa etkinliği ancak tekrarlanan dozlarla sağlanır.AŞILARIN UYGULAMA YERLERİ VE ŞEKLİ
Gereksiz bölgesel veya genel yan etkileri önlemek ve en yüksek bağışıklığı sağlamak için önerilen verilme yollarına dikkat edilmelidir.
AĞIZ YOLU ( ORAL ): Ağız yoluyla verilen tek aşı canlı çocuk felci ( polio-OPV ) aşısıdır. Aşı öncesi ve sonrası anne sütü ve diğer yiyecek içecekler verilmesi aşının bağışıklığını etkilemez, sadece klorlu su verilmemelidir. Aşıdan sonraki 5-10 dakika içinde çocuk kusarsa aşı dozu tekrarlanabilir, ikinci dozu da kusarsa ertesi gün aşı tekrar edilmelidir.
CİLT İÇİ ( İNTRADERMAL ) ENJEKSİYON: Aşı cildin içine yapılmaktadır ve uygun şekilde yapıldığında ufak bir kabarcık oluşmalıdır. Bu tip aşılarda verilen antijen miktarı az olduğu için yanlışlıkla ciltaltına yapılırsa istenilen bağışıklık düzeyi oluşmaz. BCG ( verem ) aşısı bu yolla uygulanmaktadır ve sol omuz yan bölgeye ( deltoid ) yapılır.
CİLTALTI ( SUBKÜTAN ) ENJEKSİYON: Aşı cildin altına yapılmaktadır. Genellikle 2 yaş altı çocuklarda uyluk bölgesi, 2 yaş üstü çocuklar ve yetişkinlerde omuz yan bölge kullanılır. Canlı viral aşıların ( kızamık, suçiçeği, kızamık-kızamıkçık-kabakulak vb. ) bu yolla uygulanması önerilmektedir.
KASİÇİ ( İNTRAMÜSKÜLER ) ENJEKSİYON: Aşı cilt ciltaltı dokularını geçerek kas içine ulaşılarak yapılmaktadır. 2 yaş altı çocuklarda uyluğun ön-dışyan yüzü, 2 yaş üstünde omuz üçgen kası ( deltoid kas ) kullanılmalıdır. Bu yolla aşılamada kalça bölgesi kullanılmamalıdır. DBT, DT, dT, tetanoz, hepatit-B, hepatit-A, HIB vb aşılar bu yolla uygulanmalıdır.
EŞZAMANLI AŞILAMALAR
Aynı anda birden fazla aşı yapılabilir. Yapılan çalışmalar çok sayıda aşının aynı anda yapılmasının yan etki artışına sebep olmadığını göstermiştir. Bazı aşılar etkinliklerinde hiçbir problem olmaksızın aynı enjektörde karıştırılarak uygulanabilir, böylece tek enjeksiyonla 4-5 aşı birlikte yapılmaktadır. Birbiriyle karıştırılması mümkün olmayan aşılar aynı anda yapılacaksa farklı enjektörlere çekilerek farklı bölgelere yapılmalıdır.
AŞILAR ARASINDAKİ SÜRELER
Her aşının kendine özel uygulama şeması vardır. Tekrarlanarak uygulanan aşılarda aradaki süreler prospektüs bilgilerine uygun olarak ayarlanmalıdır. Aradaki süreleri kısaltmak koruyuculuğu olumsuz etkiler. Doz aralıklarının önerilenden uzun olması koruyuculuk düzeyini azaltmaz, bu nedenle aşı aralıklarının uzaması halinde aşılamaya kalınan yerden devam edilmelidir. Farklı aşıların aynı gün yapılmaması durumunda diğer aşılar herhangi bir zaman aralığı içinde yapılabilir. Yalnızca canlı viral aşıların ( kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği vb ) eğer aynı gün yapılmamışlarsa en az 30 gün ara ile yapılması önerilmektedir.
KOMBİNE AŞILAR
Aşılama için gerekli başvuruların azaltılabilmesi, aşılama harcamalarının düşürülmesi ve enjeksiyon sayısının azaltılması için kombine aşılar önem kazanmaktadır. Günümüzde difteri, boğmaca, tetanoz, inaktif polio, HIB aşılarının farklı kombinasyonları başarı ile kullanılmaktadır.
FARKLI FİRMALARIN AŞILARININ KULLANIMI
Farklı üretici firmalarca aynı amaçla üretilen aşılar birbirlerinin yerine kullanılabilirler. Bu durumda koruyuculuk etkilenmez.
Prematürelerin aşılanması: Doğum ağırlığı ne olursa olsun prematüre bebekler zamanında doğmuş bebeklerle aynı kronolojik yaş ve protokol içinde aşılanmalıdır. Aşılar önerilen dozlarda yapılmalı, azaltılmış dozlar veya bölünme uygulanmamalıdır.
Hepatit-B taşıyıcı anne bebeklerinde aşılama: Hepatit-B taşıyıcısı ( HBsAg pozitif ) anneden doğan bebeklere doğduğu gün hepatit-B aşısı ve hepatit-B immünglobulin aynı anda farklı bölgelere yapılmalıdır. Daha sonra 1. ve 6. aylarda hepatit-B aşısı tekrarlanmalıdır. Bebek 1 yaşına geldiğinde gerekli testler yapılarak hepatit-B yönünden durumu değerlendirilmelidir. Diğer aşılar normal zamanlarında yapılır.
Emziren annelerin aşılanması: Emzirme; annenin aşı ile bağışıklanmasını kötü yönde etkilemez ve herhangi bir aşı yapılması için engel oluşturmaz. Canlı viral aşılarla aşılanan annelerde virüslerin üremelerine rağmen sütle çocuğa geçip herhangi bir risk oluşturmadığı saptanmıştır.
Hamilelik sırasında aşılama: Hamilelerde genel ilkeler doğrultusunda zorunluluk olmadıkça gerekli aşılamaların hamileliğin 6.ayından sonra yapılması tercih edilmelidir. Temas riski fazla olan hamilelerde enfeksiyonun fetus ve anneye vereceği zarar ve aşının riskleri değerlendirildikten sonra aşılama yapılabilir. Canlı viral aşılar ( kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği ) hamilelere yapılmamalıdır. Hamile annelerin diğer çocuklarına her tür aşı rahatlıkla yapılabilir.
Aşılamada yan etkiler: Genellikle aşı yan etkilerinin çoğu yaşamı tehdid etmeyen, kısa süreli hafif yan etkilerdir. Enjeksiyon yerinde ağrı, kızarıklık ve şişlik bölgesel yan etkilerdir. Ateş, döküntü, lenf bezlerinin büyümesi, hafif huzursuzluk genel yan etkilerdir. Yaşamı riske sokan ve/veya uzun süren kalıcı problemlere yol açabilen ciddi yan etkiler çok nadirdir. DBT aşısının boğmaca komponentine bağlı nadiren aşırı huzursuzluk ve uzun süreli ağlama , çok nadiren ise havale görülebilir. Aşılara bağlı yan etki ve kontrendikasyonların ( aşılanmaya engel durumlar ) bilinmesi, önlem alınması ve uygun tekniklerin kullanılması ciddi yan etki sıklığını azaltabilir. Kişiler daha önceki aşılamalarla ilgili yaşadıkları problemleri (allerji, havale, aralıksız 4 saatten uzun süren ağlama ve aşırı huzursuzluk vb ), süregen hastalıklarının varlığı ve son günlerdeki mevcut bir rahatsızlık gibi durumlarını sağlık görevlisi ile paylaşmalıdırlar

SU ÇİÇEĞİ (VARİCELLA)

Daha çok kış sonu ve ilkbaharda olmak üzere tüm mevsimlerde görülebilir. Çoğu kişi bu hastalığı çocukluk döneminde geçirir. Oldukça bulaşıcıdır. Etkeni bir virüstür. Damlacıklar yoluyla havadan bulaşır. Bulaşıcılık süresi tüm alttaki lezyonlar kabuk tutana kadar devam eder.Kuluçka dönemi 14-16 gün kadardır. Mikrop bulaştıktan sonra, ilk bulgular hafif ateş, halsizlik, iştahsızlık ve kaşıntıdır. 1-2 gün içinde özellikle yüzden ve saçlı deriden başlayan, önce kırmızı leke şeklinde olup sonradan sivilceye dönüşen ortası sulu vesiküller belirir ve tüm vücuda yayılır. İlk vesiküller 6-8 saat sonra kabuklanmaya başlar. Döküntüler ortalama 5-20 gün sürer.Yapılması Gerekenler: Tanının doğrulanması için doktorun görmesi gerekir. Ateş için ASPİRİN VERİLMEZ. Paracetamol gibi ateş düşürücüler verilmelidir.Korunma: Aşıyla korunulabilen bir hastalıktır, 12 aydan büyük çocuklara aşı yapılmalıdır.Virüs sessiz kalarak daha sonra Zona’ ya dönüşebilir.Komplikasyonlar: Nadiren ansefalit (Beyin İltihabı) görülebilir, Zatürre yapabilir, gebe kadınlarda fötüse bulaşma riski vardır.
KIZAMIK (RUBELLA)Daha sıklıkla kışın ve ilkbaharda görülür. Aşılanmamış tüm bireyler hastalık riski taşır. Etkeni kızamık virüsüdür. Vücuttaki döküntüler başlamadan 2 gün önce ve döküntüden 4 gün sonrasına kadar bulaşıcı dönemi devam eder, damlacık yoluyla bulaşır. Kuluçka dönemi 8-12 gün kadardır. Döküntü öncesinde 1-2 gün süreyle ateş, burun akıntısı, gözlerde sulanma ve kuru öksürük görülür, bazen ishal olabilir. Ağız içinde yanakların iç kısmında küçük beyaz lekeler (koplik lekeleri) oluşur. Bunun hemen ardından yüzden başlayan ve vücuda yayılan kırmızı döküntüler görülür. Hastalık yaklaşık 1 hafta kadar sürer.Yapılması Gerekenler: Tanı için mutlaka doktor kontrolü şarttır. Özellikle komplikasyonları izlemek açısından çocuk yakından takip edilmeli, ateş düşürücü tedavi (paracetamol, ılık duş) yapılabilir, dinlenme ve bol sıvı ağırlıklı beslenme önerilir.Korunma: Kızamık aşısı mutlaka her çocuğa zamanında yaptırılmalıdır. Enfekte kişilerle temas önlenmelidir. Komplikasyonlar: Kulak iltihabı, pnömoni (zatürre), ansefalit (beyin iltihabı).
KIZAMIKÇIK (RUBELLA)İlkbahar ve kışın daha sık görülür. Aşısız tüm insanlarda görülebilir. Etken Rubella virüsüdür. Doğrudan ya da damlacık yoluyla bulaşır. Bulaşıcılık dönemi döküntüden önceki 1 hafta ve döküntü sonrası 1 haftalık dönemdir. Kuluçka dönemi 14-21 gün sürer. Hafif ateş ve boyundaki lenf bezlerinde şişlik olabilir. Daha sonra yüzde küçük, pembemsi döküntüler şeklinde başlar ve vücuda yayılır. 4-5 gün kadar sürer. Nüks görülmez. Bir kez geçirdikten sonra bağışıklık gelişir. Genellikle hafif seyirli bir hastalıktır, aşılanmamış gebe kadına bulaşırsa, fetüs açısından risk oluşturur. Tedavisi yoktur. Beslenmede bir değişikliğe gerek yoktur.Korunma: Aşı ile korunma mümkündür. (Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak aşısı)Komplikasyon: Çok nadiren trombositlere düşüklük ve eklem iltihabı olabilir.
KABAKULAKEtkeni kabakulak virüsüdür. Aşılanmamış herkes enfeksiyona yatkındır. Solunum salgılarıyla doğrudan bulaşır, bulaşıcılık dönemi, hastalığın başlangıcından 1-2 gün önce ve başladıktan 9 gün sonradır. Kuluçka dönemi 16-18 gün sürer. Başlangıçta ateş, iştahsızlık, gibi bulgular olabilir. Daha sonra çenenin iki tarafındaki tükürük (parotis) bezlerinde tek ya da iki taraflı şişme, boyun ve kulak altındaki bezlerde şişme, çiğneme sırasında ağrı, ekşi ve asitli yiyeceklerle ağrı olabilir. Olguların bir kısmında da hiçbir bulgu olmayabilir.Yapılması Gerekenler: Tanının doğrulanması için doktor görmelidir. Kusma, uyuklama, baş ağrısı gibi bulgular varsa meningoensefalit (beyin zarı ve beyin iltihabı) riski yönünden mutlaka doktora danışılmalıdır.Semptomatik tedavi (ağrı ve ateş düşürücüler), yanaklara soğuk kompres, asit içermeyen, ekşi olmayan yumuşak besinler önerilir.Korunma: Aşı ile korunma mümkündür.Komplikasyonlar: Meningoansefalit, orşit (testis iltihabı) olabilir.
BOĞMACAEtken Bordetella pertüsis bakterisidir. Damlacık yoluyla bulaşır. Hastalığın başlangıcındaki dönem en fazla bulaşıcılığın olduğu dönemdir. Antibiyotikler bulaşmayı azaltır. 1 yaşın altındaki ve özellikle aşıları yapılmamış çocuklar risk altındadır. Kuluçka dönemi 7-10 gündür. Önce kuru öksürük ve hafif ateş görülür. 1-2 hafta içinde nöbetler tarzında arada hiç soluk almadan patlar tarzda öksürükler, öksürme sırasında ciltte kızarma, morarma ve terleme olabilir. Çok küçük bebeklerde solunum durması olabilir. Öksürük sonrası genellikle kusarak balgam çıkarılır. Hastalık ortalama 6 hafta kadar sürer.Yapılması Gerekenler: Mutlaka doktor kontrolü şarttır. Bebeklerin hastanede gözetim altında tutulması gerekebilir. Antibiyotikler, oksijen ve ortamın nemlendirilmesi tedaviyi oluşturur. Sık sık az miktarda beslenme, sıvı tedavisi gerekirse damardan beslenme uygulanır. Korunma: Aşı ile (DTP) mümkündür.Komplikasyonlar: Kulak iltihabı, konvülsiyonlar.
BEŞİNCİ HASTALIK (ERITEMA ENFEKSIYOZA)Etkeni insan parvo virüsüdür. İnsandan insana temasla bulaşır. En çok 2-12 yaşları arasında görülür. Kuluçka dönemi 4-14 gün kadardır. Başlangıçta nadiren eklem ağrıları, hafif ateş olabilir. İlk belirgin bulgu yüzde yoğun kızarıklıktır. (Yanaklara tokat atılmış gibi) Daha sonra kol ve bacaklarda kızarıklık ve döküntü görülür. Döküntü 2-3 hafta içinde kaybolup tekrar oluşabilir. Özellikle ısıya maruz kalındığında tekrar döküntü oluşabilir. Tedavisi: Yoktur.Korunma: Aşısı yoktur.
ALTINCI HASTALIK(ROSEOLA INFANTUM) Etkeni insan herpes virüsüdür. Bulaşma yolu solunum yolu salgıları ya da dışkı iledir. Özellikle 3 ay ile 4 yaş arası çocuklarda sık görülür. Kuluçka dönemi 5-15 gündür. Huzursuzluk, iştahsızlık ve çok yüksek ateş başlangıç bulgularıdır. Bazen burun akıntısı, lenf bezlerinde şişme ve konvülsiyon görülebilir. 3-4 günde ateş düşer ve bebek iyi görülür, bu dönemde yüzde, gövdede başlayıp, tüm vücuda yayılan pembemsi döküntüler görülür. Nadiren döküntü olmayabilir. Hastalık 3-6 gün kadar sürer.
KIZIL (SCARLATİNA)Etken streptokoksik bakterilerdir. Özellikle okul çağındaki çocuklarda yaygındır.3 yaşın altında ve erişkinlerde daha az görülür. Bulaşma enfekte insanla doğrudan temasla olur. Kuluçka süresi 2-5 gündür, ateş, yaygın ağrı, boğaz ağrısı, iştahsızlık ile başlar, kusma sık görülür, 1-2 gün içinde yüzde, kasık ve kolaların kıvrım yerlerinde daha belirgin olan parlak kırmızı döküntüler belirir, tüm vücuda yayılır. 1-2 hafta sürebilir, daha sonra deri soyulur.Yapılması gerekenler: Doktor görmeli ve gerekirse boğaz kültürü ile tanıyı doğrulamalıdır. Antibiyotikler ve ateş düşürücü semptomatik tedavi yapılır. Bol sıvı ve yumuşak gıdalar öanerilir.Korunma: Enfekte kişilerin izolasyonu sağlanmalı ve hijyen kurallarına uyulmalıdır. (Birden fazla kızıl enfeksiyonu geçirilebilir.)Komplikasyonları: Kulak iltihabı, sinüzit, pnömani, romatizmal ateş, böbrek iltihabı olabilir.

terminatör kurtuluş

Makinalarla insanların savaşı sürüyor. Terminatör serisinin dördüncüsü bol aksiyonlu sahneleriyle dikkat çekiyor.Ülkemizde Mayıs 2009’da vizyona girmesi planlanan “Terminator: Salvation” (Terminatör: Kurtuluş) filminin ilk fragmanı internette gösterime girdi.Makinalarla insanların savaşı, bir kez daha beyazperdeye geliyor. Mayıs 2009’da vizyona girmesi beklenen Terminatör-4’ün fragmanı şimdiden dönmeye başladı. Sinemaseverler, bu kez, serinin ilk 3 bölümünde başrol oynayan Arnold Schwarzenegger’den yoksun bir kadroyla karşılaşacak ama, yapımcılar sıkı bir aksiyonu garanti ediyor. FİLMİN ÖZETİ Kıyamet sonrasındaki 2018 yılında geçen, ünlü seri Terminator’un uzun zamandır beklenen devam filminde Christian Bale, kaderinde Skynet ve Terminator ordularına direniş için insanları yönetmek olan John Connor’ı canlandırıyor. Ama John Connor’ın yetiştirilirken inandığı gelecek, en son bir ölüm hücresinde bulunduğunu hatırlayan Marcus Wright adlı yabancının ortaya çıkmasıyla değişiyor. Connor, Marcus’ın gelecekten mi yollandığına yoksa geçmişten mi kurtarıldığına karar vermek zorunda kalıyor. Skynet en son taaruzuna hazırlanırken, Connor ve Markus, onları Skynet’in operasyonlarının kalbine götürecek, insanoğlunu belki de tamamen ortadan kaldırabilecek korkunç sırrın ardındaki gerçeği ortaya çıkaracakları destansı bir yolculuğa çıkıyorlar.

ÖSS DE AZ PUAN ÇOK YER

ÖSS'de az puan aldıysanız üzülmeyin! Önlisans programlarından bazıları insanı zengin bile eder. İşte o meslekler;
ÖSS'de 'az puan aldım' diye üzülmenize gerek yok. Çünkü az puanla iyi paralar kazanacağınız işler de var. İki yıllık at antrenörlüğü, at işletmeciliği, optisyenlik, su altı teknolojileri, diş-protez, iklimlendirme ve soğutma, biyomedikal cihaz teknolojisi gibi bölümleri bitirenlere her zaman ekmek var.
ÖSS’de ‘az puan aldım’ diye üzülmenize gerek yok. Çünkü az puanla iyi paralar kazanacağınız işler de var. İki yıllık at antrenörlüğü, at işletmeciliği, optisyenlik, su altı teknolojileri, diş-protez, iklimlendirme ve soğutma, biyomedikal cihaz teknolojisi gibi bölümleri bitirenlere her zaman ekmek var. Mühendis, doktor, avukat, uluslararası ilişkiler uzmanı, öğretmen... Bazı meslekler çok cazip Gençlerin işsiz gezmesindeki etkenlerden biri de gözünü sürekli toplumsal cazibesi olan popüler mesleklere dikmesi. Oysa bazı meslekler var ki, mezun olduğunda hem dolgun bir maaş alabilir hem de yurtiçi ve yurtdışında önemli görevler alabilir. İşte bu mesleklerden bazıları şöyle: At antrenörlüğü, at işletmeciliği, optisyenlik, su altı teknolojileri, diş-protez, iklimlendirme ve soğutma, biyomedikal cihaz teknolojisi. 2 yıllık meslek yüksekokulu bünyesinde yer alan bu bölümleri bitirenler çok rahat iş bulabiliyor. İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Adem Şenünver, 5 yıldır mezun veren atçılık işletmeciliği, nalbantlık, antrenörlük gibi bölümlerden bugüne kadar işsiz gezen birine rastlamadığını söyledi. Türkiye’de 10 bin yarış atı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Adem Şenünver, “Mezunlarımız Türkiye Jokey Kulübü’nün hara ve hipodromlarında çok rahat iş buluyor. 2 bin 500-3 bin YTL ücretle çalışıyorlar. Ayrıca eğittikleri atların performansına göre de ücret alıyorlar.” dedi. Prof. Şenünver, bölümlerinden 4 yıllık Veteriner Fakültesi’nin ilgili bölümlerine de dikey geçiş imkânı olduğunu hatırlatıyor. 25’er öğrencinin girdiği bölümlerden mezun olanlar ayrıca yurtdışında da görev yapıyor. Şenünver’in verdiği bilgiye göre Amerika, Avustralya, Dubai ve İngiltere’de çok sayıda at antrenörü görev yapıyor. At antrenörlüğü gibi cazip mesleklerden sualtı teknolojileri bölümü mezunları da çok rahatlıkla iş bulabiliyor. İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Hüseyin Öztürk, verilen dalgıçlık eğitiminden sonra su altında vida sıkmaktan kaynak yapmaya kadar çok sayıda işin bu bölümü bitirenler tarafından yapıldığına dikkat çekerek, “Su altında yapılan bütün işler bu bölümün ilgi sahasına giriyor. Boru döşenmesinden kaynak yapmaya kadar. Yurtiçi ve yurtdışından çok sayıda şirket daha mezun vermeden birçok öğrenciye talip oluyor.” dedi. Mezuniyetten önce iş buluyorlar! Görme bozukluklarının düzeltilmesi ve giderilmesi için dizayn edilmiş optik gereçleri tedarik eden ve hastaya uygulayan eğitim görmüş kişilerin yetiştirildiği optisyenlik programından optisyen olarak mezun olanlar da şanslı olanlardan. Gözlükçü açmak ve gözlükçülük yapmak isteyenlerin üniversitede optisyenlik eğitiminden geçmiş olma şartının yasalaştığı 2004 yılından beri pisayada optisyenler büyük rağbet görüyor. Ege Üniversitesi Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrenci işleri yetkilileri öğrencilerin mezun olmadan iş bulduklarını söylüyor. Kontenjanların çoğunlukla sağlık meslek lisesi mezunları tarafından doldurulduğunu ifade eden yetkililer, kontenjan açığı kaldığında normal lise mezunlarından da bu bölümü tercih ettiğini belirtiyor. Zirve Dergisi Rehberlik Uzmanı Hakan Baykal, halk arasında ismi popüler olmayan ancak mezunlarının rahat iş bulduğu çok sayıda bölüm olduğunu belirterek “Bunlar iki yıllık bölümler olduğu gibi mekatronik mühendisliği, enerji sistemleri mühendisliği, yönetim bilişim sistemleri, biyomedikal mühendisliği, uluslararası lojistik ve taşımacılık gibi 4 yıllık bölümler de olabiliyor. Adayların ve ailelerin dikkat edeceği çok şey var. Ancak ‘Mezun olunca işsiz ve mutsuz biri mi olmak isterler yoksa dolgun bir maaşla iyi bir gelecek mi?” diyor. Gençleri en kritik dönemlerinde meslek seçimi bekliyor. Hayatın büyük bölümünün işyerinde geçtiği dikkate alındığında işyerinde mutlu olmak hayatın da mutlu geçmesi anlamına geldiğini belirten uzmanlar gençleri ve aileleri meslek seçerken dikkatli olmaya davet ediyor.

DOMAİN HOSTİNG HAKINDA BİLMENİZ GEREKENLER

Domain ve Hosting hakkında bilmeniz gerekenler
Domain ve Hosting ne demektir? : Sitenizi açabilmeniz için öncelikle bir Domain'e yani Alan Adına ve Hosting'e yani Alana ihtiyacınız vardır. Domaini herhangi bir domain firmasından alabileceğiniz gibi ücretsiz domain hizmeti sağlayan sitelerden de edinebilirsiniz. Ücretsiz domain sağlayan yerler genelde ücretsiz hosting te sağlamaktadır. Hosting ihtiyacı sitenizin içeriğine göre artar veya azalır. Hosting hizmeti veren firmalar sitelerinizin kontrolünü tamamen size bırakırlar. Ancak ücretsiz blog hizmeti veren sitelerden edindiğiniz host ve domainler üzerinde değişiklik imkanı kısıtlıdır. Blogcu gibi ücretsiz blog sağlayan sitelerin size kazandırdığı kolaylık tasarım kolaylığı ve içerik eklemedeki kolaylıktır. Bu yüzden tasarım konusunda yeterli olmadığınızı düşünüyorsanız ücretsiz hosting sağlayan bu siteleri tercih etmeniz sizin yararınıza olacaktır.
Hosting Seçerken Nelere dikkat etmeliyim? : Öncelikle hosting firmanızın güvenilir olduğundan reklamlarının ne derecede yapıldığından ve o hosting firmasının ne kadar müşterisi olduğundan emin olun. Hosting firmasının serverleri yurtiçinde mi yurtdışında mı bunlara dikkat edin. Hosting firması destek konusunda ne kadar yardımcı oluyor buna dikkat edin. ve mutlaka o hosting firmasından hizmet alan diğer kişilerin yorumlarını dikkate alın. Hosting Firması seçerken dikkat etmeniz gereken bir diğer özellik ise ihtiyacınızın ve ziyaretçi sayınızın ne kadar olduğu konusudur. Eğer siteniz büyüyecekse ve çok fazla ziyaretçi alacaksa bu bandwith denen ve sitenizden indirilen materyallerin çokluğuyla orantılı olan birimin yüksek olmasına dikkat edin. Hosting konusunda ihtiyacınız olan bandwith miktarı arttıkça hosting firmasına ödeyeceğiniz miktar da artacaktır. Bir diğer konu ise seçtiğiniz hostingin linux veya windows server üzerinde olması konusudur. Linux Hosting ücretleri oldukça hesaplıdır. Herhangi bir hosting firmasının web sitesini ziyaret ederek fiyatlara göz atabilirsiniz. Sayfa tasarımlarınız ve kodlarınız hangi sistemi destekleyecekse o işletim sistemini barındıran server türünü seçmeniz yararınıza olacaktır. Blogcu blogger gibi ücretsiz host sağlayan blog siteleri kullanıyorsanız ve kendinizi bu konuda geliştirip tamamen kendinize ait bir hosta sahip olmak istiyorsanız mutlaka host firmalarının sitelerini ziyaret edin. Bilgi amaçlı olsa da size neler kazandıracağını bir gözden geçirin.
Yurtdışındaki host firmalarından hosting hizmeti almanın dezavantajları var mı? : Öncelikle daha önce de bahsettiğim teknik destek konusuyla ilgilidir bu konu. Yani yabancı hosting firmalarının desteği yabancı dilde olacaktır. Bu eğer sizin için sorun teşkil edecekse yurtiçi firmaları tercih etmeniz tabi ki sizin yararınıza olacaktır. Ama şunu da unutmamak gerekir ki yurtiçi host firmalarının fiyatları yurtdışı host firmalarının fiyatlarından daha yüksektir.
Hosting fiyatları nasıl? : Daha önce de belirttiğim gibi hosting fiyatları ihtiyaçlarınız doğrultusunda değişmektedir. Yani günde çok fazla ziyaretçi alıyorsanız ve web sitenizden dosya indirme hizmeti sağlıyorsanız mutlaka geniş bir alana ve bandwith'e ihtiyacınız olacaktır. Fiyatlar o kadar değişmektedir ki 10 dolar mertebesinden 100 lerce dolara kadar değişmektedir.
Hosting konusunda en çok rastlanan sorunlar nelerdir? : Hosting konusunda en çok rastlanan sorunların başında alan ve bant genişliği yani bandwith sıkıntısı yer almaktadır. Eğer hostunuzu barındırdığınız servera aşırı yüklenme yapıyorsa siteniz, host firmanız daha iyi bir servera geçmenizi önerecektir. Dosyalarınızın kapladığı alan miktarı arttıkça ve ziyaretçi sayınız arttıkça ortaya çıkan sorunlar hosting konusunda en çok rastlanan sorunlardır..